Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil bir çayırda, pırıl pırıl güneşin altında Minik Arı Vızvız yaşarmış. Vızvız, minicik bedeninde sapsarı ve simsiyah çizgiler taşırdı. Kanatları öyle parlaktı ki, güneş vurdukça şırıl şırıl sesler çıkarırdı sanki. Her sabah “Vız vız vız!” diye öter, en güzel balı toplamak için yola çıkardı.
Bir gün Vızvız, çayırın en uzak köşesinde, daha önce hiç görmediği kocaman, mor bir çiçek fark etti. Çiçek o kadar büyüktü ki, sanki göğe uzanıyordu. Rengi ise, en güzel lavanta tarlalarından bile daha koyu, daha çekiciydi. Vızvız hemen oraya doğru uçtu. “Vız vız vız! Bu çiçek ne kadar da güzel!” dedi kendi kendine.
Tam çiçeğin üzerine konacakken, çiçeğin yaprakları arasından huysuz bir ses geldi. “Hırrr! Çekil bakayım oradan! Bu çiçek benim!” Vızvız şaşkınlıkla geri çekildi. Çiçeğin altında, gri renkli, tüylü, uzun bacaklı Huysuz Örümcek duruyordu. Örümceğin eski, yırtık ağı çiçeğin sapına tutunmuştu.
“Ama Bay Örümcek,” dedi Vızvız, minik antenlerini oynatarak. “Bu çiçek hepimizin değil mi? Ben sadece biraz bal toplayacaktım.”
Huysuz Örümcek, sekiz gözünü Vızvız’a dikti. “Hayır! Burası benim bölgem. Tüm bal benim olmalı! Çıtırt! Çıtırt!” diye bacaklarını salladı, sanki Vızvız’ı korkutmak ister gibi.
Vızvız üzüldü. Ama aklına bir fikir geldi. “Peki Bay Örümcek,” dedi. “Ben balımı toplayayım, sonra sana en güzel polenlerden getireyim. Senin ağını tamir etmene de yardım ederim. Böylece hem sen hem ben mutlu oluruz.”
Huysuz Örümcek önce somurttu. “Polen mi? Ağ mı?” diye homurdandı. Ama sonra düşündü. Yırtık ağında zorlanıyordu. Vızvız’ın teklifi fena değildi.
“Peki o zaman,” dedi Huysuz Örümcek. “Ama çabuk ol! Ve doğruyu söyle!” Vızvız sevinçle çiçeğe kondu. Nazikçe, şıpır şıpır balını topladı. Sonra söz verdiği gibi, etraftaki en taze polenlerden de topladı. Minik Arı, Huysuz Örümcek’in yırtık ağını onarmasına da yardım etti. Vızvız’ın minik iplikleri örümceğin ağına sıkıca bağlandı.
Huysuz Örümcek şaşkınlıkla Vızvız’a baktı. “Sen… sen gerçekten de yardım ettin,” dedi yumuşak bir sesle. “Ve bu polenler… ne kadar taze!”
Vızvız gülümsedi. “Paylaşmak güzeldir, Bay Örümcek. Böylece hepimiz mutlu oluruz.”
Huysuz Örümcek, o günden sonra daha az huysuz oldu. Vızvız’la balını ve polenini paylaştı. Vızvız da her zaman ona yardım etti.
Minik Arı Vızvız, kovanına her döndüğünde, hem en tatlı balı getirirdi hem de kalbinde kocaman bir sevinç taşırdı. Çünkü o, paylaşmanın ve dostluğun değerini öğrenmişti.
...Bu tatlı masal da gösterdi ki, paylaşmak ve dostluk kurmak en güzel baldan bile daha değerliymiş.