Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil bir ormanın derinliklerinde, bembeyaz tüyleriyle ışıldayan, minicik bir tavşan yaşarmış. Adı Pamuk'tu. Pamuk'un pembe burnu sürekli titrer, iri siyah gözleri merakla etrafa bakınırdı. O gün çok özel bir gündü. Pamuk okula başlayacaktı! Annesi, ona yepyeni, mavi kareli bir önlük giydirmişti. Önlüğünün cebinden parlak sarı bir kurşun kalem gülümsüyordu. Pamuk'un kalbi "pıt pıt pıt" atıyordu heyecandan.
"Haydi bakalım Pamukcuğum," dedi annesi şefkatle. "Okulda çok şey öğreneceksin."
Pamuk, minik adımlarla okul yoluna koyuldu. Yolda arkadaşı sincap Fındık ile karşılaştı. Fındık'ın turuncu tüyleri güneşte parlıyordu. Omzunda küçük, kırmızı bir çanta vardı.
"Merhaba Pamuk!" diye seslendi Fındık. "Sen de mi okula gidiyorsun?"
"Evet!" diye cevap verdi Pamuk neşeyle. "Çok heyecanlıyım!"
Okul, kocaman bir meşe ağacının kovuğundaydı. İçeri girdiklerinde Baykuş Öğretmen onları bekliyordu. Baykuş Öğretmen'in tüyleri gri ve kahverengi benekliydi. Kocaman yuvarlak gözlükleri burnunun ucuna düşmüştü. Üzerinde mor, düğmeli bir yelek vardı. "Huuu huuu! Hoş geldiniz sevgili öğrenciler!" dedi nazikçe. "Bugün bir resim yarışması yapacağız! En güzel resmi çizen sürpriz bir ödül kazanacak."
Pamuk çok iyi resim yapardı. Boyalarını çıkardı, dikkatlice karıştırmaya başladı. "Şırıl şırıl" sesler çıkararak fırçasını suya batırdı. Ormanın en güzel çiçeğini çizmeye başladı. Ama arkasından bir "hışır hışır" sesi geldi. Bu, Kurnaz Tilki'ydi. Kurnaz Tilki'nin kırmızı-kahverengi tüyleri vardı, ince uzun kuyruğu sürekli sallanıyordu. Gözleri kurnazca kısılır, sivri burnu hep bir iş peşindeydi. Üzerinde yırtık pırtık, kirli kahverengi bir ceket vardı.
Kurnaz Tilki, Pamuk'un resmine baktı. "Vay be! Ne kadar güzel!" diye mırıldandı. Kendi kağıdı bembeyaz duruyordu. Tilki, resim yapmayı sevmezdi. Ama ödülü çok istiyordu. Pamuk'un boyalarına göz dikti. Bir an Pamuk'un dikkati dağıldı. Tilki'nin eli uzandı, Pamuk'un en sevdiği parlak sarı boyayı "tak" diye kaptı.
"Hey!" diye bağırdı Pamuk. "Sarı boyam nerede?"
Kurnaz Tilki sırıttı. "Ben görmedim," dedi yalan söyleyerek. Gözleriyle etrafı taradı. Oysa boya, Tilki'nin yırtık cebinden hafifçe görünüyordu.
Pamuk üzüldü ama pes etmedi. Sarı olmadan da güzel bir resim yapabilirdi. Kalan renkleriyle çiçeğini tamamladı. Tilki ise Pamuk'un resmini kopyalamaya çalıştı, Pamuk'un çaldığı sarı boyasını kendi resminde kullandı. Yarışma bitince Baykuş Öğretmen resimleri incelemeye başladı. Tüm resimler çok güzeldi. Ama Baykuş Öğretmen'in dikkatini bir şey çekti. Pamuk'un çiçeği sarısızdı, Tilki'nin çiçeği ise tıpkı Pamuk'unki gibi ama sarı rengi vardı.
"Kurnaz Tilki," dedi Baykuş Öğretmen, gözlüklerini düzelterek. "Senin resmindeki sarı renk, Pamuk'un sarı boyasına çok benziyor. Pamuk ise sarı boyasını kaybettiğini söyledi."
Kurnaz Tilki'nin yüzü kıpkırmızı oldu. "Ş-şey..." diye kekeledi. Cebinden yavaşça sarı boya düştü, "güm!" diye yere çarptı.
"Açgözlülük ve dürüst olmamak bize kaybettirir," dedi Baykuş Öğretmen. "Pamuk, sen çok çalışkan ve dürüst davrandın. Ödülü sen kazandın!"
Pamuk çok sevindi! Kurnaz Tilki yaptığına çok pişman oldu. "Özür dilerim Pamuk," dedi. "Bir daha asla hile yapmayacağım."
Baykuş Öğretmen gülümsedi. Pamuk'a kocaman bir kitap hediye etti. O günden sonra Kurnaz Tilki de dürüst olmayı öğrendi ve herkes mutlu mesut yaşadı. Okulda hep birlikte öğrendiler, oynadılar ve yeni masallara yelken açtılar.
...Ve bu okula giden minik tavşan masalı, dürüstlüğün ve çalışkanlığın her zaman en güzel ödülü getireceğini göstererek sona erdi.