Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil tepelerin ardında şirin bir köy varmış. Bu köyde Ayşe Teyze adında yaşlı bir kadın yaşarmış. Ayşe Teyze’nin beli biraz kamburlaşmıştı, bembeyaz saçlarını sıkı bir topuz yapmıştı. Üzerinde kalın, yünlü bir hırka, ayağında ise yün çoraplar vardı. Gözleri pırıl pırıl, yüzünde hep tatlı bir gülümseme olurdu.
Ayşe Teyze’nin küçük bir evi ve minicik bir bahçesi vardı. Bahçesinde rengârenk çiçekler açar, kuşlar cırıl cırıl şarkılar söylerdi. Ama sonbahar bitmiş, soğuk kış kapıya dayanmıştı. Rüzgâr uğultulu uğultulu esiyor, ağaçların yapraklarını hışır hışır savuruyordu.
Ayşe Teyze evinde oturmuş, pencereden dışarı bakıyordu. “Eyvah!” diye fısıldadı. “Çatım eski, kar yağarsa akacak. Ben bu çatıyı nasıl tamir ederim ki?” İçi cızır cızır ediyordu. Güçlü kolları yoktu, tırmanmaya gücü yetmezdi.
O sırada komşusu Ali Amca, elinde baltasıyla yanından geçiyordu. Ali Amca, geniş omuzlu, kaslı kolları olan, mavi kot tulumu giymiş neşeli bir adamdı. Ayşe Teyze'nin pencereden üzgün baktığını gördü. Kapıyı "Tak tak tak" diye çaldı.
"Ayşe Teyze, iyi misin?" diye sordu Ali Amca. "Neden öyle asık suratlısın?"
Ayşe Teyze kapıyı açtı. "Ah Ali'ciğim," dedi. "Kış geliyor, çatım akacak. Tamir etmem lazım ama gücüm yok ki."
Ali Amca hemen düşündü. "Hiç dert etme Ayşe Teyze!" dedi. "Ben tek başıma yapamam ama komşularla konuşurum. Hep birlikte yaparız!"
Ali Amca koşarak diğer komşulara haber verdi. Biraz sonra Fatma Teyze geldi. Fatma Teyze, başında rengârenk bir başörtüsü, üzerinde tertemiz bir önlükle gülümseyerek Ayşe Teyze'ye sarıldı. "Üzülme sen Ayşe Teyze'ciğim," dedi. "Biz buradayız."
Küçük Can da geldi. Yanakları al al, kırmızı atkısı boynuna sarılıydı. Elinde minicik bir tahta parçası tutuyordu. "Ben de yardım ederim!" diye bağırdı heyecanla.
Kısa sürede tüm köy halkı Ayşe Teyze’nin evinin önünde toplandı. Kimi merdiven getirdi, kimi tahta, kimi çekiç. Ali Amca merdivene tıkır tıkır tırmandı. Diğerleri tahtaları uzattı. Küçük Can bile yerdeki küçük çivi parçalarını toplayıp bir kutuya "Şıngır şıngır" attı. Fatma Teyze ve diğer kadınlar ise içeride Ayşe Teyze'ye sıcak çaylar demleyip börekler yaptılar. Evin içinden mis gibi kokular yükseliyordu.
Saatler sonra çatı eskisinden bile sağlam olmuştu. Herkesin yüzünde mutluluk, kalplerinde sıcaklık vardı. Ayşe Teyze kapıda durmuş, gözleri dolarak onlara bakıyordu. "Allah sizden razı olsun komşularım!" diye seslendi. "Yardımınız olmasaydı ne yapardım ben?"
Ali Amca güldü. "Komşuluk bunun için var Ayşe Teyze!" dedi. "Birbirimize destek olmak için."
O akşam kar yağmaya başladı. Lapa lapa yağan kar, Ayşe Teyze'nin yeni tamir edilmiş çatısından aşağı püfür püfür süzüldü. Evin içi sıcacık, Ayşe Teyze'nin kalbi huzur doluydu. Artık biliyordu, komşular demek, kocaman bir aile demekti.
...İşte bu masal da gösteriyor ki, komşuluk ve dayanışma en büyük hazinedir, tıpkı Ayşe Teyze'nin sıcacık evinde hissettiği huzur gibi.