Bir varmış bir yokmuş, uzak bir köyde Keloğlan yaşarmış. Keloğlan’ın başı parlak, saçsızdı. Üzerinde mavi, yamalı bir yelek, altında dizleri çıkmış kahverengi bir pantolon vardı. Annesiyle küçük, tahta bir kulübede yaşarlardı. Kulübenin önünden incecik bir dere Şırıl şırıl! akardı.

Keloğlan her sabah dere kenarına iner, ayaklarını soğuk suya sokardı. Bir gün, suyun içinde parlayan bir şey gördü. "Vay be!" dedi Keloğlan. Eğildi, elini suya soktu. Cumburlop! diye bir ses çıktı. Elinde minicik, pırıl pırıl bir taş vardı. Taş, Keloğlan’ın avucunda sıcacık duruyordu. Keloğlan taşı cebine koydu.

Keloğlan ve Sihirli Taş - Karakter İllüstrasyonu

Köyde bir de Kara Ağa vardı. Kara Ağa çok zengindi ama açgözlüydü. Göbeği kocaman, kaşları her zaman çatıktı. Üzerinde kırmızı, işlemeli, ağır bir kaftan giyerdi. Bir gün Keloğlan’ın elindeki taşı gördü. "O taş ne öyle, Keloğlan?" diye kükredi. "Bana ver o pırıl pırıl taşı!"

Keloğlan taşı sakladı. "Bu benim taşım, Kara Ağa," dedi. "Dereden buldum."

Kara Ağa sinirlendi. "Hıh! Hemen ver yoksa seni köyden atarım!" diye bağırdı. Adamlarına Keloğlan’ı yakalamalarını söyledi. Keloğlan korktu, Hop hop! diye ormana doğru kaçtı. Kara Ağa’nın adamları arkasından Güm güm! diye koştu.

Keloğlan ve Sihirli Taş - Macera Sahnesi

Keloğlan ormanda nefes nefese kaldı. Büyük bir meşe ağacının altına oturdu. Cebinden sihirli taşı çıkardı. Taş, elinde Pırıl pırıl! parladı. Birden taşın içinden küçük bir cin çıktı. Cin, yemyeşil, minicik bir şapka takmıştı. Kocaman, mavi gözleri vardı. "Dile benden ne dilersen, iyi kalpli çocuk!" dedi cin.

Keloğlan şaşırdı. "Benim için tek dileğim," dedi. "Annemle huzur içinde yaşamak. Ve Kara Ağa’nın bir daha kimseye haksızlık etmemesi."

Cin gülümsedi. "Dileğin kabul oldu!" dedi. "Ama Kara Ağa’ya küçük bir ders verelim."

Cin, sihirli taşın gücüyle Kara Ağa’nın tüm altınlarını kurbağaya çevirdi. Kara Ağa’nın konağından Vak vak! sesleri yükseldi. Kara Ağa şaşırdı. "Altınlarım nerede?" diye bağırdı. Kurbağaları görünce Of! Of! diye inledi. Köylüler He he he! diye gülüştüler.

Keloğlan ve Sihirli Taş - Masal Finali

Keloğlan köye döndü. Kara Ağa, Keloğlan’ı görünce utandı. Başını öne eğdi. "Keloğlan," dedi. "Beni affet. Çok açgözlü davrandım."

Keloğlan gülümseyerek cevap verdi: "Önemli olan dersini alman, Kara Ağa."

Cin, Keloğlan’a taşı geri verdi. "Bu taş, iyi kalpli olanın yanında durur," dedi ve Puf! diye ortadan kayboldu.

Kara Ağa, kurbağalarını geri almak için söz verdi: "Bir daha kimseye kötülük yapmayacağım!" Ve sözünü tuttu. Köylülere yardım etmeye başladı. Keloğlan annesiyle mutlu bir hayat sürdü. Köyde herkes huzurlu ve iyi kalpli oldu.

...Ve bu sihirli taşın maceralı masalı, iyiliğin ve dürüstlüğün her zaman kazandığını göstererek burada sona erdi.