Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarların birinde küçük, şirin bir köy varmış. Bu köyde kel kafalı, güler yüzlü bir genç yaşarmış. Adı Keloğlan’mış.

Keloğlan, yamalı mavi bir gömlek, eski püskü bir şalvar giyerdi. Ayaklarında delik deşik çarığı vardı ama kalbi altın gibiydi. O, her zaman doğruyu söyler, yalandan hiç hoşlanmazdı.

Köyün yakınında, büyük ve gösterişli bir saray vardı. Sarayın içinde, uzun, beyaz sakallı, altın işlemeli, pırıl pırıl kırmızı bir kaftan giyen bir Sultan yaşardı. Başında kocaman, yakut taşlı bir sarık vardı. Sultan, adil ama bazen de kurnaz insanlara kanabilen bir hükümdardı.

Keloğlan ve Doğru Söz - Karakter İllüstrasyonu

Bir gün sarayda büyük bir telaş yaşandı. Sultan’ın en sevdiği, en kıymetli mücevheri kaybolmuştu! Sultan, tahtında oturmuş, yüzü bembeyaz, "Ey ahali! Mücevherim nerede? Kim bulursa büyük bir ödül vereceğim!" diye haykırdı. Sesi sarayın içinde "yankı yankı" duyuldu.

Sultan’ın Veziri, uzun boylu, ince bıyıklı, siyah, ipek bir cübbe giyen sinsi bir adamdı. Gözleri hep kısık, bakışları şüphe uyandırırdı. Vezir, aslında mücevheri kendisi almıştı ama suçu başkasına atmak istiyordu.

Vezir öne atıldı. "Sultanım," dedi, "Bu işi Keloğlan yapmış olabilir! O fakir bir genç, belki de gözü kamaşmıştır."

Keloğlan, bu sözleri duyunca hemen saraya koştu. Kapıdan içeri "pat küt" adımlarla girdi. "Sultanım," dedi, "Ben kimsenin malına göz dikmem! Benim sözüm her zaman doğrudur."

Sultan, Keloğlan'a baktı. "Peki Keloğlan," dedi, "Bu mücevheri kim aldı sence? Doğruyu söyleyen ödülü alacak."

Vezir sinsice gülümsedi. "Sultanım, Keloğlan yalan söylüyor. Onun sözüne inanmayın," diye fısıldadı. Ağzından "vızır vızır" yalanlar dökülüyordu.

Keloğlan ve Doğru Söz - Macera Sahnesi

Keloğlan, Vezir'in sözlerini dinledi. Gözleri Vezir'in eteklerinde gezindi. Vezir konuşurken, cübbesinin cebinden hafif bir "tık tık" sesi geldi. Sonra, cebinde parıldayan bir şeyin "şırıl şırıl" sesini duydu. Keloğlan'ın zihni "şıkır şıkır" çalışmaya başladı.

"Sultanım," dedi Keloğlan, "Vezir yalan söylüyor! Mücevher onda. Benim sözüm doğru sözdür."

Vezir öfkeden kıpkırmızı oldu. "Ne saçmalıyorsun sen, kel kafalı!" diye bağırdı. Eli ayağına dolaştı, "pıtır pıtır" terlemeye başladı.

Sultan şaşkınlıkla Vezir'e baktı. "Keloğlan, bu dediğin doğru mu?" diye sordu. "Nasıl anladın?"

"Sultanım," dedi Keloğlan, "Vezir konuşurken cebinden gelen sesleri duydum. Sanki küçük bir şey, orada 'tık tık' ediyordu. Ve şimdi de cebinden 'pırıl pırıl' bir ışık yansıyor."

Sultan hemen askerlerine emir verdi: "Vezir'in cebini arayın!"

Askerler Vezir'in cübbesinin cebini açtılar. Ne görsünler? Sultan’ın kayıp mücevheri "parıl parıl" parlayarak oradaydı! Vezir utancından yerin dibine girdi, başını öne eğdi. "Mırın kırın" sesler çıkardı ama yalanını gizleyemedi.

Keloğlan ve Doğru Söz - Masal Finali

Sultan çok sevindi. "Keloğlan," dedi, "Sen gerçekten dürüst ve akıllı bir gençsin. Doğru sözün gücünü herkese gösterdin!"

Sultan, söz verdiği gibi Keloğlan'a büyük bir ödül verdi. Vezir ise saraydan kovuldu, yaptıklarının cezasını çekti. Köy halkı Keloğlan'ı omuzlarına aldı, "Yaşasın Keloğlan! Yaşasın doğru söz!" diye bağırdı. Keloğlan, dürüstlüğü sayesinde hem ödülünü aldı hem de herkesin sevgisini kazandı. O günden sonra köyde kimse yalan söylemeye cesaret edemedi, çünkü doğru sözün her zaman kazandığını öğrenmişlerdi.

...Doğru sözün her zaman kazandığını gösteren bu güzel Keloğlan masalı da böylece mutlu sonla bitti, tıpkı parlak bir yıldız gibi.