Bir varmış bir yokmuş, masmavi suların kıyısında şirin bir balıkçı kasabası varmış. Bu kasabada Can adında, yedi yaşında, pırıl pırıl gözlü, incecik bir çocuk yaşarmış. Can’ın üzerinde hep mavi-beyaz çizgili tişörtü, dizleri yamalı kahverengi pantolonu ve güneşten rengi solmuş küçük bir denizci şapkası olurmuş. En büyük hayali, tıpkı kasabanın bilge balıkçısı Kaptan Balıkçı gibi cesur bir denizci olmakmış.
Kaptan Balıkçı, bembeyaz gür sakalları, kocaman göbeği ve her zaman gülümseyen yüzüyle kasabanın en sevilen insanıydı. Eski, tahta teknesinde ağlarını onarırken "Şırıl şırıl" sesler çıkar, bazen de neşeli denizci şarkıları mırıldanırmış. Can, her sabah erkenden sahile koşar, Kaptan Balıkçı'yı izlermiş.
Bir gün kasabada büyük bir telaş başladı. Kaptan Balıkçı'nın ailesinden kalan, kasabayı kötü fırtınalardan koruyan parlak, büyülü inci çalınmıştı! Kaptan Balıkçı’nın yüzü solmuş, koca sakalları titriyordu. "Ah, inci yok! Nasıl olur?" diye haykırdı. "Kasabamız şimdi fırtınalara açık!"
İnciyi çalan, denizin en kötü, en açgözlü korsanı Kara Sakal’dı. Kara Sakal, simsiyah pelerini, kancalı sol eli ve her zaman çatık duran kalın kaşlarıyla gerçekten korkunç biriydi. Gemisi "Hayalet Gemi", rüzgarda "Viuuuv!" diye uğuldayarak kasabanın açıklarında dolanıyordu. Kara Sakal, inciyi elinde sallayarak kıs kıs güldü: "Hahaha! Bu inci şimdi benim! Kimse beni durduramaz!"
Kasaba halkı çok üzgündü. Can, Kaptan Balıkçı'nın yanına koştu. "Kaptanım, ben inciyi geri getireceğim!" dedi kararlılıkla. Kaptan Balıkçı, Can'a baktı. "Çok tehlikeli, küçük denizci," dedi, "Kara Sakal çok acımasızdır." Ama Can'ın pırıl pırıl gözlerindeki cesareti görünce iç geçirdi. "Pekala," dedi, "Sana eski bir harita ve küçük, hızlı teknemi vereceğim. Ama çok dikkatli olmalısın!"
Can, küçük teknesine atladı ve küreklerini "Şap şap" suya vurarak denize açıldı. Rüzgar yelkenini "Fiuuu!" diye şişiriyordu. Kısa süre sonra, uzakta Kara Sakal'ın Hayalet Gemisi'ni gördü. Gemi, denizin üzerinde "Gıcır gıcır" sesler çıkararak sallanıyordu. Can, teknesini gizlice gemiye yaklaştırdı ve halatlara tutunarak sessizce yukarı tırmandı. Ayakları "Tıp tıp" ses çıkarıyordu.
Güverteye çıktığında, korsanların çoğu uyuyordu. Kara Sakal ise, parlak inciyi elinde tutmuş, gözleri parlayarak ona bakıyordu. "Ne kadar da güzel bir inci!" diye mırıldandı. Can, korsan şapkaları ve kılıçların arasından dikkatlice süzüldü. İncinin Kara Sakal'ın masasının üzerindeki küçük bir sandıkta durduğunu gördü. Bir fırsat kolladı.
Tam o sırada, Kara Sakal bir esneme ile uykuya daldı. "Hırrr pırrr..." Can, hemen atıldı. Küçük, çevik parmaklarıyla sandığı açtı ve inciyi "Şıngır!" diye alıverdi. Tam kaçacakken, Kara Sakal gözlerini açtı. "Grrr! Hırsız!" diye kükredi. Diğer korsanlar da "Vay canına!" diyerek uyandı.
Can, elinde inciyle "Cumburlop!" diye denize atladı. Soğuk su bedenini "Şıppır şıppır" yıkadı. Korsanlar yaygarayla güverteye koştu ama Can çoktan hızla yüzmeye başlamıştı bile. Küçük teknesine ulaştı ve incisiyle birlikte kasabaya doğru "Fış fış" kürek çekmeye başladı. Kara Sakal'ın öfke dolu bağırışları arkasından geliyordu: "Geri dön o inciyi!"
Can, kasabaya vardığında herkes onu karşıladı. Kaptan Balıkçı, incisiyle birlikte gelen Can'ı görünce gözleri doldu. "Cesur Can! Kasabamızı kurtardın!" diye sarıldı ona. Kasaba halkı sevinçten "Yaşasın Can! Yaşasın!" diye bağırdı. İnci yerine konuldu ve kasabaya huzur geri geldi.
Kara Sakal'ın Hayalet Gemisi ise, büyülü incinin koruması olmadan aniden çıkan büyük bir fırtınaya yakalandı. Rüzgar "Vuuuuuv!" diye kükredi, dalgalar "Bum bum!" diye gemiyi dövdü. Gemi "Tak tuk" sesleriyle batmaya başladı. Kara Sakal, açgözlülüğünün bedelini ödedi ve bir daha kimsenin malına göz dikemedi.
Can, artık kasabanın en sevilen ve en cesur denizci çocuğu oldu. Herkes onun cesaretini ve dürüstlüğünü konuşurdu. Küçük denizci şapkasıyla her zaman gurur duyardı. Kasaba, inci sayesinde hep fırtınalardan uzak, mutlu ve huzurlu yaşadı.
...İşte, küçük denizci Can'ın cesur yüreğiyle kasabasını Kara Sakal'ın açgözlülüğünden kurtardığı bu masal, denizin dalgaları kadar ebedi bir dersle son buldu.