Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalabalık şehirlerden uzak, yemyeşil tepelerin arasına kurulmuş şirin bir köy varmış. Bu köyde, kalbi kuşlar kadar temiz, gözleri yıldızlar kadar parlak Elif adında küçük bir kız yaşarmış. Elif, her akşam güneş batmaya başlayınca, annesine işlerinde yardım eder, sonra da köyün yamacındaki küçük evlerinin ön bahçesine çıkar, gökyüzünün renk cümbüşünü seyre dalarmış.
O akşam da öyle olmuş. Güneş, dağların ardına saklanmaya hazırlanırken, gökyüzünü en güzel turuncu ve mor renklerle boyamış. Elif, ellerini çenesine dayamış, bu eşsiz manzaraya hayran hayran bakmış. Etraftan tatlı bir rüzgar esmiş, Elif'in saçlarını okşayıp nazikçe bir ninni fısıldamış kulaklarına. Ağaçların dallarında kuşlar, yuvalarına dönmeden önce son şarkılarını mırıldanmışlar. Köyün ortasından geçen dere de şırıl şırıl akarak onlara eşlik etmiş, sanki o da Elif'e bir şeyler anlatmak istemiş. Elif, doğanın bu uyumlu seslerini dinlerken, kalbinde sıcacık bir huzur hissetmiş. Her şey o kadar güzel ve sakinmiş ki, sanki dünya bir anlığına durmuş, sadece Elif'in kalbinin atışları duyulmuş.

Tam o sırada, evin içinden Elif'in babaannesinin şefkatli sesi duyulmuş: "Elif'im, kuzum, gel bakalım içeri. Akşam oldu, duamızın vakti geldi." Elif, sevinçle babaannesinin yanına koşmuş. Babaannesi, omuzlarına şalını atmış, minderine oturmuş, Elif'i de yanına oturtmuş. "Bak yavrum," demiş, "Şu gördüğün her güzel şey, gökyüzündeki renkler, esen rüzgar, öten kuşlar, hepsi bize şükretmeyi hatırlatır. Her günün sonunda, bu güzellikler için kalbimizden gelen bir 'iyi ki var' demeli, Yaradan'a minnetimizi sunmalıyız." Elif, babaannesinin her kelimesini dikkatle dinlemiş, küçük kalbi daha da ısınmış.

Babaannesiyle birlikte, Elif de ellerini açmış. Gözlerini yummuş, içinden fısıltılarla şükür duasını etmiş. Sağlığına, annesine, babasına, babaannesine, güzel köyüne, batmakta olan güneşe, hatta yanından geçen sevimli kediye bile şükretmiş. Dualarını bitirdiğinde, içini tarifsiz bir ferahlık kaplamış. Sanki gökyüzündeki bütün yıldızlar, Elif'in duasına eşlik etmek için daha bir parlak göz kırpmış. Ay dede de bulutların arasından sıyrılıp, Elif'in yüzüne nurunu dökmüş. Elif, o gece yatağına uzandığında, kalbi şükranla doluymuş. Kendini güvende ve huzurlu hissetmiş.

Battaniyesinin altına girmiş, gözlerini kapatmış. Rüyalarında da gökyüzünün en güzel renklerini, kuşların melodilerini ve dere sesini duymuş. Bu masal da burada bitmiş, Elif'in kalbindeki huzur hiç eksik olmamış, ta ki sabah güneşi pencerelerinden içeri süzülene kadar.