Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarlarda, yemyeşil ağaçların arasında şirin mi şirin bir köy varmış. Bu köyde, adı Can olan, gözleri pırıl pırıl, yüreği kuş gibi çarpan küçücük bir oğlan yaşarmış. Can, sabahları güneşin ilk ışıklarıyla uyanır, penceresinden bahçedeki çiçekleri seyredermiş.

Can, her gün annesini, babasını, dedesini, nenesini namaz kılarken görmüş. Onlar seccadelerini serer, başlarını örter, ellerini açar, sonra da usulca eğilip doğrulurlarmış. Sanki gökyüzüyle fısıldaşıyorlarmış gibi, yüzlerinde öyle güzel bir huzur belirirmiş ki, Can hep merakla onlara bakarmış. Rüzgar bile o anlarda usulca eser, evin içine mis gibi bir koku taşırmış.

Bir gün, annesi namazını bitirmiş, seccadesini toplamaya başlamış. Can koşarak annesinin yanına gelmiş, eteğine yapışmış. “Anneciğim,” demiş, “siz ne yapıyorsunuz? Ben de yapmak istiyorum. Ben de öyle güzel, öyle huzurlu olmak istiyorum.” Annesi oğlunun başını okşamış, şefkatle gülümsemiş. “Canım oğlum,” demiş, “biz Allah’a şükrediyor, O’nunla konuşuyoruz. Bu namazdır.”

Meraklı Can ve Annesi

Annesi, Can’ın minicik elinden tutmuş. “Gel bakalım,” demiş, “benimle beraber dur. Sen de kalbini Allah’a aç.” Can annesinin yanına geçmiş, o da annesi gibi ellerini açmış. Annesi Fatiha Suresi’ni okurken, Can da duyduğu kelimeleri tekrarlamaya çalışmış. Dili dönmemiş belki ama kalbi dönmüş, her kelimeyi hissetmiş. Kuşlar pencereden cıvıl cıvıl sesler göndermiş, sanki Can’ın namazına eşlik etmişler.

Annesi rükuya eğilmiş, Can da annesini taklit ederek eğilmiş. Sonra secdeye varmışlar. Can’ın minik alnı seccadeye değince, içini tarifsiz bir ferahlık kaplamış. Sanki bütün dünya sessizleşmiş, sadece o ve annesi kalmış. Kalbinden minicik bir dua geçmiş: “Allah’ım, ben de seni çok seviyorum.”

Annesinin Yanında İlk Adımlar

Namaz bitmiş, annesi ellerini açıp dua etmiş. Can da annesi gibi ellerini açmış, gözlerini yummuş. Gözlerini açtığında annesinin yüzünde gördüğü huzuru kendi kalbinde de hissetmiş. “Anne,” demiş, “çok güzelmiş. İçim kuş gibi hafifledi.” Annesi onu kucaklamış, “İşte yavrum,” demiş, “Allah’a yakın olmak böyle güzel bir duygudur.” Akşam olmuş, yıldızlar gökyüzünde pırıl pırıl parlamış, sanki Can’ın sevincine ortak olmuşlar.

O günden sonra Can, her namaz vaktinde annesinin yanına koşmuş. Bazen eksik yapmış, bazen kelimeleri karıştırmış ama her zaman kalpten yapmış. Çünkü öğrenmiş ki önemli olan, kalbin temizliği ve Allah’a olan sevgidir. Namaz, sadece hareketlerden ibaret değil, aynı zamanda bir kalp bağıymış.

Huzur Dolu Secde

Can büyümüş, koskoca bir delikanlı olmuş ama o ilk namazın tadını hiç unutmamış. Her seccadeye durduğunda, o minicik kalbindeki huzuru yeniden yaşamış. Ve böylece, Can’ın ilk namazının hikayesi, köydeki tüm çocuklara bir masal gibi anlatıla gelmiş. Bu masal da burada bitmiş, dileyen herkese kalbinden geçen güzellikler nasip olsun.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Komik Tavuk ve Kayıp Yumurtası

Komik Tavuk ve Kayıp Yumurtası

Cici Tavuk'un komik maceralarına katılın! Kayıp yumurtasını ararken yaşadığı eğlenceli olaylar ve dostluğun sıcaklığını anlatan geleneksel Türk masalı.