Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil bir bahçenin içinde, küçücük bir evde Ayşe ile Tonton Dede yaşarmış.

Minik Ayşe, üzerinde kırmızı, puantiyeli bir elbise giyerdi. Saçları iki yandan sıkıca örülmüş, uçlarında pembe kurdeleler sallanırdı. Gözleri pırıl pırıl, yanakları al al parlardı.

Tonton Dede'nin bembeyaz, gür sakalları göğsüne kadar uzanırdı. Üzerinde mavi-beyaz çizgili, bol bir tişört ve kahverengi şortu vardı. Gözlüğünü burnunun ucuna indirmiş, gülümsediğinde gözlerinin kenarında minik çizgiler belirirdi.

Sıcak bir yaz akşamıydı. Güneş batarken gökyüzü turuncuya, mora boyanmıştı. Bahçeden "cırcır, cırcır!" diye cırcır böceklerinin sesi geliyordu. Rüzgar "fışır fışır" yaprakları hışırtıyordu.

Ayşe ile Dede, eski ahşap bankta oturmuş, yıldızların çıkmasını bekliyorlardı. Dede, Ayşe'ye fıkralar anlatıyor, Ayşe de "kıkır kıkır" gülüyordu.

Yaz Akşamı Hikayesinden Kareler

Birden, yan bahçeden "güm!" diye bir ses geldi. Kocaman, rengarenk bir top, çitlerin üzerinden aşmış, Ayşe'nin önüne düştü. Topu atan, komşu çocuk Mesut'tu. Mesut'un üzerinde mavi bir şort, yeşil, bol bir tişört vardı. Saçları kısa kesilmiş, yanakları çilliydi.

Mesut, çite yaklaştı. "Ayşe!" diye seslendi. "Topumu verir misin lütfen?"

Ayşe topu hızla kucakladı. Top öyle güzeldi ki! Onu kimseyle paylaşmak istemedi. "Bu top şimdi benim!" diye düşündü.

Ayşe, topu hızla arkasına sakladı. "Hangi top?" diye sordu. Yalan söylediği için yanakları kıpkırmızı olmuştu.

Mesut'un yüzü asıldı. "Ama o benim topum Ayşe. Az önce buraya düştü," dedi. Gözleri dolmuştu.

Tonton Dede, Ayşe'ye baktı. Yüzünde hüzünlü bir ifade vardı. "Ayşe kızım," dedi Dede yumuşak bir sesle. "Bir şeyi saklamak, yalan söylemek doğru değil. Paylaşmak dostluğu artırır. Dürüstlük en güzel hazinedir."

Ayşe, Dede'nin sözleriyle utandı. Topu sakladığı için kalbi "küt küt" çarpıyordu. Mesut'un üzgün yüzünü gördü. Topu kendine saklamanın hiç de iyi bir şey olmadığını anladı.

Yaz Akşamı Hikayesinde Kritik Sahne

Yavaşça sakladığı topu çıkardı. "Affedersin Mesut," dedi sesi titreyerek. "Bu senin topun. Al lütfen."

Mesut'un yüzü hemen güldü. "Teşekkür ederim Ayşe!" diye bağırdı sevinçle. "Hadi gel, birlikte oynayalım!"

Ayşe gülümsedi. Topu Mesut'a uzattı. İkisi bahçede "tak tak tak" top sektirmeye başladılar. Dede onları izlerken "şırıl şırıl" akan çeşmenin sesiyle huzur buldu. Ayşe, paylaşmanın verdiği mutluluğun, topu saklamaktan çok daha güzel olduğunu hissetti.

Artık ne yanakları kızarıyor ne de kalbi "küt küt" atıyordu. İçini ferah bir sevinç kaplamıştı.

Yaz Akşamı Hikayesinin Finali

Yıldızlar tek tek parlamaya başlamıştı. Ayşe ve Mesut, Dede'nin bahçesinde gülüşerek oynadılar. O yaz akşamı, dostluğun ve dürüstlüğün ne kadar değerli olduğunu herkese gösterdi.

...İşte o yaz akşamı Ayşe'nin dürüstlüğü ve paylaşmayı öğrenmesiyle dolu, sıcacık bir dostluk masalı olarak hafızalara kazındı.