Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil, kocaman bir ormanda Ayı Bobo yaşarmış. Bobo, kahverengi, kocaman tüylere sahipti. Üzerinde mavi-beyaz çizgili, bol bir pijama giyerdi. Gözleri hep uykuluydu, "Haaşşşş!" diye esner dururdu. Onun en iyi arkadaşı Minik Tavşan Pırpır’dı. Pırpır’ın bembeyaz, pofuduk tüyleri vardı. Kırmızı, minicik bir tulum giyerdi. Burnu sürekli "seğir seğir" titrer, hızlı hızlı koşardı. Ama bu ormanda bir sorun vardı. Herkesin uykusu kaçıktı. Gürültülü Kuş Vırvır, "Cik cik!" diye öterdi. Gece Baykuşu Huu-Huu, "Huuu! Huuu!" diye bağırırdı. Kimse rahat bir uyku uyuyamazdı.
Ayı Bobo, uykulu gözleriyle Pırpır’a baktı. "Pırpır," dedi, "artık dayanamıyorum. Herkesin mışıl mışıl uyuduğu o efsanevi Sessiz Uyku Treni'ni bulmalıyız."
Minik Tavşan Pırpır, minik burnunu seğirtti. "Evet, Bobo! Koş koş! Hemen yola çıkalım!" diye heyecanla zıpladı. İkisi yola koyuldu. Ama onları uzaktan parlak, kızıl tüyleri olan Kurnaz Tilki Tilkiş izliyordu. Tilkiş’in üzerinde şık ama yıpranmış yeşil bir ceket vardı. Cebinden hep pırıltılı, sahte taşlar "şangır şungur" ses çıkarırdı. Tilkiş de treni arıyordu ama kötü bir amacı vardı. Trenin sesini açıp ormanı uyandırmak, sonra da uyuyanlardan eşyalarını "lap lap" çalmak istiyordu.
Bobo ve Pırpır ormanda ilerlerken karşılarına Tilkiş çıktı. Tilkiş, sinsi bir gülümsemeyle "Nereye böyle aceleyle?" diye sordu.
Ayı Bobo, "Sessiz Uyku Treni'ni arıyoruz," diye cevap verdi. "Herkesin rahat uyuması için."
Tilkiş kurnazca gülümsedi. "Haa, o tren mi? Ben yolunu bilirim. Sağdan dümdüz gidin, sonra soldaki çam ağacının yanından 'Hoplaya zıplaya!' geçin. Orada bulursunuz."
Bobo ve Pırpır, Tilkiş'in dediği yöne gittiler. Ama yol gittikçe "patır kütür" taşlarla doldu. Birden önlerine büyük bir çukur çıktı! Bobo zorlukla durdu. "Hooppala!" diye bağırdı. Pırpır, "Bu yol bize hiç de sessiz treni buldurmayacak," dedi. "Tilkiş bize yalan söyledi!"
Hemen geri döndüler. Tilkiş'i yakaladılar. "Neden bize yalan söyledin, Tilkiş?" diye sordu Pırpır. Tilkiş, "Ben… ben sadece şaka yapmıştım," diye kekeledi. Ama Bobo ve Pırpır onun yalan söylediğini anlamıştı. Doğru yolu kendileri bulmaya karar verdiler. Yemyeşil otların arasından, "şırıl şırıl" akan dere kenarından ilerlediler. Uzakta loş bir ışık gördüler.
Işığa doğru yürüdüler. İşte orada duruyordu! Sessiz Uyku Treni! Pırıl pırıl, gümüş rengi vagonları vardı. Trenin kapısı açıktı. İçeride kimse yoktu ama bir kontrol paneli vardı. Üzerinde "Gürültü" ve "Sessizlik" yazan iki büyük düğme duruyordu. Tam o sırada Tilkiş de "Şıpır şıpır!" koşarak yanlarına geldi. "Hıh! İşte yakaladım sizi!" diye bağırdı. Hemen "Gürültü" düğmesine uzandı. Amacı "Cumburlop!" diye basıp ormanı uyandırmaktı.
Ayı Bobo, uykulu ama hızlı bir hareketle Tilkiş'in kolunu tuttu. "Dur Tilkiş!" diye gürledi. Pırpır da Tilkiş'in ayağına "tak tak" takıldı. Tilkiş sendeledi. O sırada Bobo, "Sessizlik" düğmesine bastı. "Pıssst!" diye bir ses çıktı. Trenin içinden tatlı bir "şırıl şırıl" melodi yayıldı. Bu ses, tüm ormana huzur verdi.
Tilkiş, yaptıklarından çok utandı. Yere bakıp "Ben... ben çok özür dilerim," diye fısıldadı. "Sadece kendi çıkarlarımı düşünmüştüm."
Bobo nazikçe gülümsedi. "Önemli olan ders almak Tilkiş," dedi. "Herkesin huzuru, senin pırıltılı taşlarından daha değerli."
Tilkiş başını salladı. Tren, "fıss fıss" sesleriyle hareket etmeye başladı. Trenin vagonlarından yayılan sessizlik, tüm ormanı sardı. Gürültülü Kuş Vırvır bile "mırıl mırıl" uykuya daldı. Gece Baykuşu Huu-Huu, tatlı rüyalar görmeye başladı. Tüm hayvanlar, derin bir uykuya daldı. Tilkiş de o günden sonra dürüst bir tilki oldu.
Ayı Bobo ve Minik Tavşan Pırpır, yan yana uzanıp Sessiz Uyku Treni'nin huzurlu sesleri eşliğinde mışıl mışıl uykuya daldılar. Tüm orman, en derin uykusunu uyudu. Her şey çok güzeldi.
...Böylece tüm orman, Sessiz Uyku Treni sayesinde huzurlu uykulara daldı ve bu masal da kalplerimize neşe getiren güzel bir sonla bitti.