Bir varmış bir yokmuş, uzayın derinliklerinde, rengarenk gezegenlerin arasında minik bir astronot yaşarmış. Adı Can'mış. Can, sapsarı saçlı, tombul yanaklı, meraklı mavi gözleriyle etrafa bakınan çok sevimli bir çocuktu. Üzerinde parlak turuncu bir uzay tulumu, ayaklarında ışıl ışıl gümüş çizmeler vardı. Kocaman, yuvarlak kaskının camı pırıl pırıldı.

Can, minik uzay gemisiyle bilinmeyen bir gezegene doğru yol alıyordu. Motoru "Gırrr gırrr" diye homurdanarak ilerliyordu. Can, yeni yerler keşfetmeyi çok severdi. Uzay gemisi, mor renkli, pofuduk bulutlarla kaplı bir gezegenin üzerine yavaşça indi. "Vızzz!" diye bir ses çıktı motorundan, sonra da "Pufff!" diye dumanlar yükseldi.

Can, kaskını taktı, kapıyı açtı ve "Tık tık" adımlarla gemiden dışarı çıktı. Gezegenin toprağı yemyeşildi, ağaçları ise pembe yapraklıydı. Can, gördüğü her şeye hayran kalmıştı. Yalnızca minik bir sesi duyuldu: "Ne kadar güzel burası!"

Uzayda İlk Arkadaş Masalından Bir Sahne

Can, yavaşça ilerlerken bir çalılığın arkasından tuhaf bir ses duydu: "Zıp zıp! Zıp zıp!" Can dikkatle yaklaştı. Çalılığın arkasında minik, parlak yeşil bir yaratık duruyordu. Üç tane kocaman, yuvarlak gözü vardı ve incecik, uzun kolları, bacaklarıyla yerinde duramıyordu. Yaratık, Can'ı görünce şaşırdı. "Vay canına!" dedi Can. "Sen de kimsin?"

Yeşil yaratık, "Ben Zıpzıp!" diye neşeyle cevap verdi. Sesi ince ve cıvıl cıvıldı. "Sen kimsin?"

Can gülümsedi. "Ben Can! Dünyalıyım. Buraya gezmek için geldim."

Zıpzıp, "Gezmek mi?" diye sordu. "Ben de gezmeyi severim! Gel, sana gezegenimi göstereyim!" Zıpzıp önde, "Zıp zıp" diye sekerek yola koyuldu. Can da arkasından, "Tık tık" adımlarla onu takip etti.

Tam o sırada, gökyüzünde kara bir gölge belirdi. "Gırrr gırrr gürrr!" diye sesler çıkaran paslı, eski bir uzay gemisi yaklaşıyordu. İçinden uzun, siyah bir pelerin giymiş, tek gözü kırmızı kırmızı parlayan bir uzay korsanı çıktı. Koca, gümüş bir kanca eli vardı. "Hahahah!" diye korkunç bir kahkaha attı. "Burada ne işiniz var, minik fındıklar?"

Can, Zıpzıp'ın yanına koştu. "Bu kim?" diye fısıldadı.

Zıpzıp titrek bir sesle, "O, Kanca Korsan!" diye cevap verdi. "Gezegenimizdeki parlayan taşları toplamayı sever!"

Uzayda İlk Arkadaş Masalı Macera Anı

Kanca Korsan, Can'ın gemisine doğru yürüdü. "Şu parlak gemi de neyin nesi?" dedi. Kanca elini uzattı ve Can'ın gemisinin motoruna "Çaaat!" diye vurdu. Motor "Tısss!" diye ses çıkararak dumanlar saçmaya başladı.

Can çok üzüldü. "Ne yaptın sen?" diye bağırdı. "Şimdi nasıl geri döneceğim?"

Zıpzıp'ın üç gözü parladı. "Korkma Can!" dedi. "Benim parlak taşlarım var! Onlar her şeyi tamir edebilir!" Zıpzıp, cebinden avuç içi kadar, ışıl ışıl parlayan minik taşlar çıkardı. "İşte bunlar!"

Kanca Korsan, taşları görünce gözlerini açtı. "Ooo, ne kadar parlak taşlar! Onlar artık benim!" Kanca elini Zıpzıp'a doğru uzattı. Can hızlı davrandı. "Hayır, onlar Zıpzıp'ın!" diye bağırdı ve Kanca Korsan'ın koluna "Zaaart!" diye yapıştı.

Kanca Korsan şaşırdı. Can ve Zıpzıp hızla Can'ın gemisine koştular. Zıpzıp, parlak taşları Can'ın gemisinin motoruna yerleştirdi. Taşlar "Vızzzzz" diye parlamaya başladı ve motor "Gırrr gırrr" diye yeniden çalıştı.

Kanca Korsan şaşkınlıkla onlara baktı. Can, Zıpzıp'a döndü. "Teşekkür ederim, Zıpzıp! Sen gerçek bir dostsun!"

Zıpzıp gülümsedi. "Sen de Can! Gittiğine üzüleceğim."

Uzayda İlk Arkadaş - Masal Sonu Sahnesi

Can, uzay gemisine bindi. Kaskını taktı. "Geleceğim yine!" diye bağırdı. "Söz veriyorum!"

Zıpzıp, el salladı. Can'ın gemisi "Vızzz!" diye havalandı ve gökyüzünde uzaklaştı. Can, uzayda artık yalnız değildi. Yeni bir arkadaşı vardı ve bu, ona dünyanın en parlak taşı gibi geliyordu.

...Can ve Zıpzıp'ın uzaydaki ilk arkadaşlık masalı, cesaret ve dostluğun her engeli aşabileceğini gösterdi.