Bir varmış bir yokmuş.
Periler Ormanı yemyeşil, pırıl pırıl parlayan bir yerdi. Çiçekler binbir renkte açar, kuşlar "Cıvıl cıvıl!" diye şakırdardı. Bu ormanda minik bir peri yaşardı. Adı Lila'ydı. Lila'nın kanatları tıpkı sabah çiyi gibi pırıl pırıl parlar, üzerine yemyeşil, taze yapraklardan bir elbise giyerdi. Saçları altın sarısıydı ve her zaman yüzünde tatlı bir gülümseme olurdu. Lila çok iyi kalpliydi, herkese yardım ederdi.
Aynı ormanda huysuz bir cin de vardı. Adı Riko'ydu. Riko'nun burnu kocaman, kıyafetleri ise yırtık pırtıktı. Hep kaşlarını çatar, kimseyle konuşmak istemezdi. Her şeyi kendine ister, kimseyle paylaşmazdı.
Bir sabah Lila, ormanın derinliklerindeki sihirli çilekleri topluyordu. Bu çilekler, geceleri ay ışığıyla parlar, gündüzleri ise tatlı bir ışık saçardı. Lila, "Cik cik!" diye öten kuşların sesini dinleyerek sepetine dikkatlice çilekleri koyuyordu.
Gizlice ağaçların arasından Riko onu izliyordu. Riko'nun gözleri çileklere dikilmişti. "Hımmf!" diye içinden huysuzca bir ses çıkardı. O çilekleri çok istiyordu ama Lila'dan istemeye utanıyordu. Paylaşmak da istemiyordu. "Hepsi benim olmalı!" diye düşündü.
Lila sepeti doldurmuş, eve dönmek üzereydi. Tam o anda, Riko ağacın arkasından "Hop!" diye atladı. Hızla Lila'nın elindeki sepeti kaptı. Lila şaşkınlıktan donup kaldı.
"Ne yapıyorsun Riko?" diye sordu Lila, sesi titriyordu.
Riko, "Bunlar benim!" diye homurdandı. "Hepsi benim!" Sonra koşmaya başladı. "Fır fır!" diye kanatlarını çırpan Lila onun peşinden gitti. Riko hızla kaçarken, sivri taşlı patikada ayağı "Tak tak!" diye bir taşa takıldı. Sepet elinden "Cumburlop!" diye yere düştü. Sihirli çilekler her yere saçıldı. Bazıları ezildi, bazıları kayboldu.
Riko durdu, şaşkınlıkla etrafa baktı. Ezilmiş çilekleri görünce yüzü düştü. Lila yanına geldi. "Gördün mü Riko?" dedi usulca. "Paylaşsaydın, şimdi hepimiz bu güzel çileklerden yiyebilirdik."
Riko'nun gözleri doldu. "Ben... ben çok açgözlü davrandım," dedi. Sesi kısık çıkıyordu. "Üzgünüm Lila. Çok üzgünüm."
Lila gülümsedi. "Önemli değil Riko. Önemli olan hatanı anlaman. Şimdi ne yapalım?"
Birlikte kalan çilekleri dikkatlice topladılar. Sonra Lila, Riko'ya daha fazla çilek bulmasına yardım etti. Riko, "Bir daha böyle yapmayacağım," diye söz verdi. "Söz veriyorum."
Akşam olunca, Riko topladığı çileklerin yarısını Lila'ya uzattı. "Buyur Lila, bunlar senin. Birlikte yiyelim."
Lila'nın gözleri parladı. "Teşekkür ederim Riko! İşte böyle güzel olur her şey."
O günden sonra Riko daha az huysuz, daha çok paylaşımcı oldu. Periler Ormanı'nda herkes mutlu ve huzur içinde yaşadı. Çünkü paylaşmak, her şeyi daha güzel yapardı.
...Bu keyifli masal, paylaşmanın ne kadar değerli olduğunu göstererek kalplerimizi ısıttı ve ormanın tüm canlıları için yeni bir başlangıç oldu.