Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil çayırların arasında, minik bir bahçesi olan Minik Çiftçi Can varmış. Can, yedi yaşında, yanakları çilli, gözleri masmavi pırıl pırıl bir çocuktu. Üzerinde parlak kırmızı tulumu, ayaklarında ise sapsarı lastik çizmeleri vardı. En sevdiği şey, bahçesinde bir şeyler yetiştirmekti.

Bir sabah, Can elinde minicik, kahverengi bir tohumla bahçeye koştu. "Bu tohumu ekeceğim!" diye heyecanla bağırdı. Küreğini aldı, toprağı kazdı. "Hıp hıp!" diye toprağı eşeledi. Tohumu nazikçe çukura bıraktı ve üzerini kapattı. Sonra da sürahisinden "Şırıl şırıl" sesleriyle su döktü.

Minik Çiftçi ve Tohum Masalından Bir Sahne

Can çok heyecanlıydı. Hemen ertesi gün, tohumunun fidan olmasını bekliyordu. Bahçeye koştu, toprağa baktı. Hiçbir şey yoktu! "Neden çıkmadı?" diye mırıldandı. Komşusu Yaşlı Ali Amca, Can'ın bahçesindeki hareketliliği fark etti. Ali Amca, ak sakallı, güler yüzlü, yıpranmış kahverengi şapkası ve eski püskü ama temiz ceketiyle yanına geldi.

"Ne oldu Can, neden böyle asık suratlısın?" diye sordu Ali Amca, sesi sıcacıktı.

Can homurdandı: "Tohumum çıkmadı ki! Ben onu toprağa ektim, suyunu da verdim. Ama o hala uyuyor!"

Ali Amca gülümsedi. "Tohumların büyümesi zaman alır evlat. Sabırlı olmalısın."

Can dinlemedi. "Ama ben hemen görmek istiyorum!" dedi. Küçük küreğini kaptığı gibi toprağı eşelemeye başladı. "Cumburlop!" diye tohumu yerinden çıkardı. Minicik tohum, nemli toprağın içinde hafifçe çatlamıştı bile. Can onu tekrar toprağa koydu, ama bu hareket tohumu incitmişti.

Minik Çiftçi ve Tohum Masalı Macera Anı

Aradan günler geçti. Can her gün bahçeye koştu, tohumuna baktı. Ama tohum bir daha filizlenmedi. Can'ın yüzü asıldı, omuzları düştü. Ali Amca onun yanına geldi. "Ne oldu Can, tohumun hala çıkmadı mı?"

Can üzgün üzgün başını salladı. "Hayır, hiç çıkmadı. Sanırım ben onu incittim."

Ali Amca başını okşadı. "Bak Can, her şeyin bir zamanı var. Tohumlar da sabır ister. Onları rahat bırakmalı, sadece sevgiyle bakmalısın." Ali Amca cebinden yeni bir tohum çıkardı. "Al bakalım, bunu ek. Ama bu sefer bekle, sabret. Sadece suyunu ver, toprağı eşeleme."

Can yeni tohumu aldı. Bu sefer Ali Amca'nın dediği gibi yaptı. Tohumu ekti, "Şırıl şırıl" suyunu döktü. Sonra da sadece bekledi. Her gün bahçeye gitti, ama toprağı eşelemedi. Sadece gülümsedi ve bekledi. "Şıp şıp" diye sadece suyunu verdi.

Minik Çiftçi ve Tohum Hikayesinin Finali

Bir hafta sonra, minik tohum toprağı usulca yardı. Önce yeşil, küçücük bir filiz çıktı. Sonra her gün biraz daha büyüdü. Can'ın gözleri parladı. Nihayet tohumu bir fidana dönüşmüştü! Can, sabrın ne kadar önemli olduğunu anlamıştı. Artık bahçesinde büyüyen her bitkiye sevgiyle ve sabırla bakıyordu.

...Ve Minik Çiftçi Can'ın sabırla büyüttüğü bu güzel masal da böylece mutlu sonla bitti, bize özenin ve beklemenin değerini gösterdi.