Bir varmış bir yokmuş. Uzak diyarlarda yemyeşil bir orman vardı. Bu ormanda küçük bir kulübede Elif yaşarmış. Elif, üzerinde her zaman yamalı, bej renkli bir elbise giyerdi. Uzun, kahverengi saçları iki örgülüydü. Elif çok çalışkan ve iyi kalpliydi. Ormanın diğer ucunda ise Cem adında bir çocuk yaşardı. Cem, parlak, kırmızı bir kadife yelek giyerdi. Kıvırcık, sarı saçları hep dağınıktı. Cem tembel ve açgözlüydü. Her zaman daha fazlasını isterdi.

Bir gün Elif ormanda odun topluyordu. “Hışır hışır” yapraklar ayaklarının altında eziliyordu. Derken bir çalı dibinde parıldayan bir şey gördü. “Aaa, bu da ne?” dedi şaşkınlıkla. Yaklaştı, küçük, altın renkli bir lambaydı. Lambadan “pırıl pırıl” bir ışık yayılıyordu. Elif lambayı eline aldı. Aniden “pat!” diye bir sesle lambadan küçücük bir peri çıktı. Perinin kanatları kelebek gibi rengarenkti. Üzerinde de ışıltılı, mor bir elbise vardı.

Peri, “Merhaba Elif,” dedi incecik sesiyle. “Ben Peri Işığı. Sen dürüst bir çocuksun. Bu lamba sihirli. Sadece bir dilek hakkın var.”

Elif düşündü. “Bir dilek mi?” dedi. “O zaman ben…”

Tam o sırada Cem, “Hah hah ha!” diye gülerek ortaya çıktı. “Ne o Elif, yine ne buldun?”

Cem, Elif’in elindeki lambayı gördü. Gözleri “pırıl pırıl” parladı. “Bu lamba sihirli olmalı!” dedi. Cem hemen lambayı Elif’in elinden “kap!” diye çekti.

Peri Işığı, “Hey, dur!” diye bağırdı. “O lamba sana ait değil!”

Cem periyi dinlemedi. “Ben bu lambanın sahibiyim artık!” dedi. “Benim dileklerim var!”

Peri Işığı üzgünce Elif’e baktı. “Lamba kimin elindeyse onun dileğini yerine getirir,” dedi fısıltıyla.

Cem, “O zaman ben en zengin çocuk olmak istiyorum!” diye haykırdı. “Bana bol bol altın ver! ‘Şıngır mıngır’ paralarım olsun!”

Peri Işığı’nın yüzü değişti. “Dileğin yerine gelecek,” dedi.

Peri Işığı Hikayesinden Kareler

Ancak Cem’in dileği beklediği gibi olmadı. Birdenbire Cem’in etrafını parlak, altın renkli arılar sardı. “Vızzz vızzz” diye uçuşuyorlardı. Arılar Cem’in cebine, kollarına, saçlarına “şlakır şlakır” yapışmaya başladı. Bunlar altın renkli, yapış yapış bal arılarıydı. Cem’in üzerine yapışan bal, altın gibi parlıyordu. Ama Cem kıpırdayamıyordu. “Eyvah!” diye bağırdı. “Bu ne biçim altın!”

Peri Işığı gülümsedi. “Sen altın istedin. Ama dürüst olmayan bir şekilde istedin. Bu yüzden sana altın renginde bal arıları geldi. Şimdi sen de tıpkı bir arı gibi, o yapışkan baldan kurtulmak için çok çalışacaksın.”

Cem ağlamaya başladı. “Ben hata ettim! Çok özür dilerim Elif! Lambayı sana geri vereyim!”

Cem, yapışkan elleriyle lambayı Elif’e uzattı. Elif lambayı aldı. Peri Işığı tekrar lambadan çıktı.

“Şimdi bir dilek hakkın var Elif,” dedi peri.

Elif, “Benim dileğim şu,” dedi. “Cem’in bu baldan kurtulması ve bir daha açgözlü olmaması.”

Peri Işığı gülümsedi. “Dileğin kabul edildi.”

Birden “fısss!” diye bir ses çıktı. Cem’in üzerindeki tüm bal kayboldu. Arılar “vızır vızır” uçarak ormandaki çiçeklere doğru gitti. Cem şaşkınlıkla kendine baktı. Üzeri tertemizdi.

“Teşekkür ederim Elif,” dedi Cem. “Bana büyük bir ders verdin.”

Peri Işığı Hikayesinde Kritik Sahne

Cem o günden sonra değişti. Artık daha az açgözlü, daha çok çalışkan oldu. Elif ile ormanda birlikte oynamaya, odun toplamaya başladılar. Peri Işığı ise lambasında mutlu mesut yaşadı. Sadece çok dürüst ve iyi kalpli insanlar onu görebiliyordu. Elif ve Cem ormanda “şırıl şırıl” akan dere kenarında neşeyle koştular.

Peri Işığı Hikayesinin Finali

...İşte Elif ile Cem'in, Peri Işığı sayesinde dürüstlüğün ve iyiliğin değerini öğrendikleri bu güzel masal da burada sona erdi.