Bir varmış bir yokmuş. Uzak bir köyde, yemyeşil ağaçların arasında küçük Elif yaşarmış. Elif’in gözleri pırıl pırıl, yanakları al almış. Üzerinde sarı, yıldızlı bir tişört, altında da mavi tulumu olurmuş. Ayaklarında küçücük, kırmızı pabuçları varmış.
Elif her gece penceresinden gökyüzüne bakarmış. Kocaman, parlak Ay’ı görünce kalbi “pır pır” çarparmış. “Ah, Ay ne güzel parlıyor!” diye fısıldarmış. Hep Ay’a dokunmak, onu parmak uçlarıyla hissetmek istermiş.
Bir gün Elif karar vermiş. Ay’a ulaşacakmış! Önce köyün en uzun elma ağacına tırmanmış. Dallara “tak tak tak” diye basmış. Ama Ay çok uzaktaymış. Elif’in kolları uzanamamış. “Of!” diye iç çekmiş.
Vazgeçmemiş. Rengarenk bir uçurtma yapmış. İpi sıkıca tutmuş. Rüzgar “vuuuuv!” diye esmiş. Uçurtma gökyüzüne yükselmiş. Ama uçurtma da Ay’a ulaşamamış. Bir süre sonra “puf!” diye yere inmiş.
Elif çok üzülmüş. Köy meydanındaki koca, gölgeli çınar ağacının altına oturmuş. Küçük omuzları düşmüş.
O sırada yanına Bilge Dede gelmiş. Dedenin sakalları bembeyaz, gözleri şefkatliymiş. Üzerinde yamalı, kahverengi, eski bir cüppe varmış. Elif’in yanına usulca oturmuş.
“Ne oldu güzel kızım?” diye sormuş Dede, sesi sıcacıkmış.
Elif, “Ay’a dokunmak istiyorum ama başaramıyorum!” diye mırıldanmış.
Dede gülümsemiş. “Ay’a dokunmak mı istersin? Neden ki?”
Elif, “Çok parlak, çok sihirli!” demiş.
Bilge Dede, Elif’in minik elini tutmuş. “Ay, uzakta olduğu için güzeldir. Ona dokunamazsın ama her gece bakabilirsin. Onun ışığı sana bakar. Sen de gözlerinle ona dokunursun. Asıl sihir, uzaktan hissetmektir.” demiş.
Dede cebinden küçük, pırıl pırıl parlayan bir taş çıkarmış. “Al bakalım, bu taş da Ay gibi parlar. Ama ona dokunabilirsin.”
Elif taşa bakmış. Sonra gökyüzündeki Ay’a bakmış. Dedenin sözleri kalbine dokunmuş. Gerçekten de, Ay uzaktan bakınca daha da sihirli görünüyormuş.
O günden sonra Elif her gece Ay’a bakmış. Gözleriyle Ay’ın ışığına dokunmuş. Artık Ay’a fiziksel olarak dokunmayı değil, onun uzaktan gelen güzelliğini ve sihrini izlemeyi seviyormuş. “Ne harika!” diye fısıldamış her gece.
Küçük Elif, köyünde mutlu mesut yaşamış. Her gece Ay’ın şarkısını dinlemiş ve onunla gözleriyle konuşmuş.
...Bu güzel masal da Ay’ın ışığı gibi parlak bir dersle sona erdi, kalbimizde sıcak bir iz bıraktı.