Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarların birinde, yemyeşil tepelerin ardında şirin mi şirin bir köy varmış. Bu köyde, adı Elif olan minicik, kıvrak zekalı bir kız yaşarmış. Elif'in en sevdiği şey, rengarenk boyaları ve minik fırçasıyla dünyayı güzelleştirmekmiş. Gözleri, her yerde bir resim, her köşede bir renk görür, gönlü neşeyle dolarmış. Onun için dünya, çizilecek sonsuz bir tuvalmiş adeta.

Sabah olunca güneş pencerelerden içeri süzülür, kuşlar cıvıl cıvıl şarkılar söylermiş. Elif uyanır uyanmaz, eline fırçasını alır, köyün patika yollarına düşermiş. Dere kenarında oturur, suyun şırıltısını dinlermiş. Dere, ona tatlı tatlı ninniler fısıldar, pıtı pıtı akarken taşlara çarpan sesiyle kendi şarkılarını söylermiş. Rüzgar, Elif'in saçlarını okşarken gizemli masallar anlatır, dallardaki yaprakları dans ettirirmiş. Elif de bu güzelliklere hayran hayran bakar, gördüğü her şeyi, pırıl pırıl kanatlı kelebekleri, rengarenk açmış çiçekleri, neşeyle ötüşen kuşları resmedermiş. Köyün yaşlıları gülümseyerek bakar, "Aferin kızımıza," dermiş, çocuklar merakla etrafında toplanır, "Elif abla, bize de resim yapar mısın?" diye sorarmış.

Elif ve Dere Kenarındaki Kelebek

Bir gün, köyün bilge ninesi Ayşe Nine, Elif'in yaptığı resimlere bakmış. Gözleri pırıl pırıl parlamış, yüzünde şefkatli bir gülümseme belirmiş. "Ah benim güzel Elif'im," demiş, yanaklarını okşayarak, "Ne de güzel yakalamışsın bu baharın, bu yazın tüm renklerini! Her bir fırça darbenle içimiz açılıyor, yüreğimiz şenleniyor. Ama bilirim ki kış gelince, bu parlak renkler solar, ağaçlar yapraklarını döker, yerini bembeyaz bir örtüye, gri bulutlara bırakır." Elif'in yüreği burkulmuş biraz. "Ben bu renklerin hiç solmamasını isterim Ayşe Ninem," demiş, sesi biraz hüzünlü çıkmış, "Onları hep canlı tutmak isterim, kışın bile baharı hissetmek isterim."

O günden sonra Elif, aklını fikrini bu işe takmış. Nasıl yaparım da bu renkleri kışa saklarım, nasıl olur da köyümüzün neşesini yılın her mevsimine yayarım diye düşünmüş durmuş. Geceleri yıldızlar göz kırparak ona yol gösterir, ay dede gümüşi ışıklarıyla düşüncelerini aydınlatırmış. Düşünürken, bir akşamüstü güneşin batışını izlemiş. Gökyüzü öyle bir renge bürünmüş ki, kırmızıdan turuncuya, mordan pembeye geçişler göz kamaştırmış. Bulutlar pamuk şeker gibi süzülürken, Elif'in kalbi sevinçle dolmuş. İşte o an, aklına parlak bir fikir gelmiş! "Ben bu güzellikleri, bu renkleri kocaman bir resimde bir araya getiririm!" diye mırıldanmış.

Gün Batımının Büyüsü

Elif, hiç vakit kaybetmeden köydeki en büyük bez parçasını bulmuş. Komşular da ona yardım etmiş, en güzel boyalarını hazırlamışlar. Günlerce, gecelerce, fırçası elinde çalışmış. Baharın en güzel çiçeğinin o canlı pembe tonunu, derenin berrak mavisini, güneşin altın sarısını, gökyüzünün sonsuz enginliğini, hatta Ayşe Nine'nin şefkatli bakışlarındaki sıcaklığı, köy meydanındaki çınar ağacının heybetli duruşunu fırçasıyla tuvale dökmüş. Her vuruşunda kalbindeki sevgiyi, hayal gücünü, köyüne olan aşkını katmış resmine. Rüzgar ona şarkılar söylemiş, ağaçlar yapraklarını sallayarak alkışlamış sanki, kuşlar neşeyle cıvıldayarak ona ilham vermiş.

Sonunda resmi bitmiş. Kocaman, rengarenk bir tabloymuş bu. İçinde bütün köyün neşesi, doğanın mucizesi, Elif'in temiz yüreği, umudu ve hayalleri varmış. Köylüler resmi köy meydanındaki en büyük duvara, herkesin görebileceği bir yere asmışlar. Kış gelip de her yer bembeyaz karla kaplandığında, soğuk rüzgarlar estiğinde, köylüler dışarı çıkmaya çekindiğinde, Elif'in bu büyülü resmine bakmışlar. O resimdeki parlak renkler, onlara baharı, yazı, güneşi hatırlatmış. İçlerini ısıtmış, yüzlerine gülücükler kondurmuş, umutlarını tazelemiş. En karlı, en soğuk günlerde bile köyün kalbi Elif'in resmiyle sıcacık atmış, her yerde bahar havası esmiş.

Kışa Direnen Renkler

Elif'in minik fırçasıyla yaptığı bu harika resimler, köyün ruhunu aydınlatmış. Köylüler anlamışlar ki, güzellikler sadece gözle görülen değil, kalple hissedilen, hayallerle yaratılan, paylaşılan şeylerdir. Bir masal daha burada sona ermiş; dilerim ki sizin de içinizdeki minik ressam hep canlı kalır, dünyanızı renklerle, neşeyle ve sevgiyle doldurur.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Kahraman Balıkçı

Kahraman Balıkçı

Ali Amca, fırtınada kaybolan genç bir balıkçıyı kurtarmak için denize açılır. Cesaret ve iyilik dolu bu geleneksel Türk masalını keşfedin.