Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, küçücük bir köyde, adı Elif olan pırıl pırıl gözlü bir kız yaşarmış. Elif, akşamları penceresinden gökyüzüne bakmaya bayılırmış. Özellikle de dolunayın parladığı gecelerde, Ay dedeye uzun uzun selam yollarmış. Ay dede de Elif’e her zaman şefkatle gülümser, ışığıyla odasını aydınlatırmış.

Bir gece, Elif yatağına uzanmış, Ay dedenin pencereden içeri süzülen gümüşi ışıklarına dalmışken, hafif bir fısıltı duymuş. Sanki rüzgar, pencere kenarındaki menekşelere ninni söylüyormuş da, o ninni Elif’in kulağına bir sır fısıldamış: "Elif, gel, Ay'da saklambaç oynayalım mı?" Elif gözlerini kocaman açmış. Kim konuşuyormuş böyle? Bakmış ki, Ay dedenin ışığı, odanın ortasında minik bir yol olmuş, taa gökyüzüne uzanıyormuş. Kalbi sevinçle pır pır etmiş.

Elif usulca yataktan kalkmış, Ay ışığından merdivenlere basarak tırmanmaya başlamış. Adım attıkça bulutlar pamuk gibi yumuşak gelmiş ayaklarına. Yıldızlar ona göz kırpmış, "Hoş geldin Elif!" diye fısıldamışlar. Nihayet Ay dedenin kocaman, ışıl ışıl yüzüne varmış. Ay dede, gür beyaz sakallarıyla gülümsemiş. "Hazır mısın küçük Elif? Hadi ben sayıyorum, sen saklan!" demiş. Elif, Ay'ın kraterleri arasına, parlak toz bulutlarının ardına, hatta Ay tavşanının uzun kulaklarının gölgesine bile saklanmış. Ay dede "On, dokuz, sekiz..." diye sayarken, Elif de bir yandan kıkır kıkır gülüyormuş.

Ay Işığı Merdivenlerinde Yolculuk

Ay dede saymayı bitirmiş ve kocaman gözlerini açmış. "Neredesin Elif?" diye seslenmiş. Elif, bir bulutun arkasından başını uzatmış, "Buradayım!" diye bağırmış. Ay dede onu bulduğunda, ikisi de neşe içinde gülüşmüşler. Sonra sıra Elif'e gelmiş. Elif gözlerini kapamış, "Bir, iki, üç..." diye saymaya başlamış. Ay dede ise kendini Ay'ın parlayan yüzeyindeki bir gölgeye saklamış. Elif, Ay'ın her köşesine bakmış, "Acaba nereye saklandı?" diye düşünmüş. Sonunda, Ay dedenin hilal şeklindeki bir kenarına saklandığını fark etmiş. "Buldum seni Ay dede!" diye bağırmış. Ay dede de kahkahalarla gülmüş.

Ay Dede ile Saklambaç Keyfi

Oyun oynarken zaman su gibi akıp gitmiş. Elif, Ay dedeyle öyle güzel vakit geçirmiş ki, hiç geri dönmek istememiş. Ay dede, Elif'in küçük omzuna şefkatle dokunmuş. "Elifciğim," demiş, "oyunumuz çok güzeldi ama şimdi dinlenme vakti. Unutma, her zaman ışık ve neşe bulabileceğin bir yer vardır, yeter ki kalbinle bakmasını bil." Sonra Ay dede, Elif'e parıldayan bir ay tozu vermiş, "Bu tozu yastığının altına koy, her gece rüyalarında Ay'ın sırlarını fısıldayacağım sana." demiş.

Ay Dede'nin Pırıltılı Hediyesi

Elif, Ay dedeye sıkıca sarılmış, teşekkür etmiş. Ay ışığından merdivenlerle usulca yatağına geri dönmüş. Gözlerini açtığında, penceresinden içeri süzülen Ay ışığı hâlâ orada duruyormuş. Yastığının altında minicik, parıldayan bir ay tozu bulmuş. O günden sonra Elif, her gece Ay dedeye selam yollamış ve bilmiş ki, en güzel oyunlar, en güzel dostluklar, kalbinin pırıltısında saklıymış. Bu da böylece bir Ay masalıymış.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Küçük Doktor Elif

Küçük Doktor Elif

Küçük Elif'in şefkat dolu yüreği ve doktor olma hayaliyle köydeki yaşlı Ayşe Nine'ye nasıl şifa dağıttığını anlatan sıcacık bir Türk masalı.