Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarlarda, yemyeşil tepelerin eteklerine kurulmuş şirin bir köy varmış. Bu köyde, gözleri boncuk boncuk, yüreği pır pır eden Can adında bir küçük kardeş yaşarmış. Can, ablası Ayşe'nin bahçeden en güzel çiçekleri toplamasını, abisi Murat'ın güçlü kollarla odun taşımasını izlermiş. Herkesin bir işi varmış da, sanki kendisinin yokmuş gibi hisseder, bazen içini hüzün kaplarmış.

Küçük Can, ablası gibi narin çiçekler toplayacak kadar büyük değilmiş, abisi gibi koca kütükleri kaldıracak kadar da güçlü değilmiş. Bu yüzden sık sık, 'Ben ne yapabilirim ki?' diye düşünür, etrafındaki her şeye hüzünlü hüzünlü bakarmış. Köyün çeşmesinden şırıl şırıl akan su bile ona 'Sen de büyürsün elbet,' diye fısıldamış gibi gelirmiş. Ama Can'ın kalbi, küçücük bedeninden çok daha büyükmüş, sadece bunu henüz kendisi keşfedememiş.

Can'ın Yola Çıkışı

Bir sabah, güneş daha yeni doğmuş, pencereden içeriye altın rengi ışıklar süzülüyormuş. Can, birdenbire yatağından fırlamış, 'Ben de bir işe yarayacağım!' diye kendine söz vermiş. Annesinden izin isteyip ormana doğru yola koyulmuş. Dere, yol boyunca Can'a neşeli şarkılar söylemiş, rüzgar da kulaklarına tatlı ninniler fısıldamış. Ağaçların yaprakları usul usul sallanmış, sanki Can'a 'Hoş geldin küçük dost,' demişler.

Can, ormanda öylece dolaşıp dururken, bir ağacın dibinde küçücük bir serçe görmüş. Serçenin kanadı kırılmış, titrek titrek duruyormuş, gözlerinde korku varmış. Can'ın yüreği cız etmiş. Hemen eğilmiş, minik kuşu avuçlarına almış. Kuşun minicik kalbi, Can'ın avucunda pıt pıt atmış. Can, kuşun acısını hissetmiş, ona yardım etmek istemiş.

Minik Kuşla Dostluk

Küçük serçeyi dikkatle eve taşımış. Annesi, Can'ın bu şefkatli davranışını görünce gülümsemiş, ona yardım etmiş. Can, minik kuşa odasında yumuşak bir yuva yapmış, her gün ona yiyecek su taşımış. Kuşun kırık kanadını nazikçe sarmışlar. Can, kuşla konuşmuş, ona güzel sözler söylemiş. Geceleri yıldızlar pencereden onlara göz kırpmış, 'Ne güzel bir dostluk,' diye fısıldamışlar sanki. Can'ın yüzünde hiç görmediği kadar büyük bir mutluluk belirmiş.

Günler geçmiş, minik serçenin kanadı iyileşmiş. Artık eskisinden daha güçlüymüş. Can, kuşun kanat çırpışlarını izlerken, içinden bir ses ona 'Sen çok önemli bir iş başardın,' demiş. Bir sabah, kuş pencerenin pervazına konmuş, cıvıl cıvıl ötüyormuş. Can anlamış ki, minik dostu özgürlüğe kanat çırpmak istiyormuş. Kalbi biraz buruk olsa da, onun mutluluğunu istemiş.

Özgürlüğe Uçuş

Can, pencereyi açmış, minik serçeyi avucundan yavaşça gökyüzüne bırakmış. Kuş, bir kez daha Can'ın penceresine konup şükranla cıvıldamış, sonra mavi gökyüzüne doğru süzülüp gözden kaybolmuş. Can, arkasından el sallamış, yüreği sevinçle dolmuş. O an anlamış ki, en büyük işler, en kocaman yüreklerden çıkarmış. İnsan, küçücük bir iyilikle bile dünyayı değiştirebilirmiş.

Can, o günden sonra her şeye farklı bakmış. Kendini artık hiç küçük hissetmemiş. Herkesin kendine göre bir değeri olduğunu, en küçük bir iyiliğin bile ne kadar değerli olduğunu bilmiş. İşte bu masal da böylece kulaktan kulağa fısıldanmış, gönülden gönüle akmış, Can'ın büyük kalbinin hikayesi olmuş. Ne mutlu o küçük kardeşlere ki, yüreklerinin büyüklüğünü erkenden keşfederler!

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Komik Kurbağa Zıpzıp

Komik Kurbağa Zıpzıp

Komik Kurbağa Zıpzıp'ın hikayesiyle tanışın! Kendisi olmanın ve etrafına neşe saçmanın önemini anlatan bu geleneksel Türk masalı çocuklara ilham veriyor.