Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, dağların doruklarında bulutların dans ettiği, derelerin şırıl şırıl türküler söylediği, yemyeşil ağaçların göğe uzandığı şirin bir köyde, Ada isminde küçücük bir kız yaşarmış. Ada’nın gözleri, gökyüzündeki en parlak yıldızlar gibi ışıl ışıl, kalbi ise engin uzay kadar derin ve meraklıymış. Küçük Ada, her gece penceresinin kenarına oturur, ay dedeye en güzel dileklerini fısıldar, yıldızlara uzun uzun bakarmış. Rüzgar, köyün damlarında dolaşırken usulca ninni söyler, ağaçlar hafifçe sallanarak ona eşlik edermiş. Ada'nın aklında hep aynı soru dönüp dururmuş: "Acaba o pırıl pırıl ışıkların ardında ne gibi sırlar saklıymış?"

Ada, bir gün mutlaka o parıldayan yıldızlara ulaşmak istermiş. Bu hayalle büyürmüş. Köyün kenarındaki boş tarlada bulduğu tahta parçalarını, eski kumaş artıklarını, pırıltılı taşları bir araya getirir, kendine hayali bir uzay gemisi inşa etmeye çalışırmış. Bu onun en büyük oyuncağı, en tatlı sırrıymış. Gün boyu o hayali gemide, kendi kendine uzay yolculukları yapar, güler, eğlenirmiş. Kuşlar, cıvıl cıvıl ötüşleriyle onun maceralarına eşlik eder, köyün deresi neşeyle çağlayarak ona melodi olurmuş. Ada, kendi dünyasında, göklerin en cesur astronotu edasıyla dolaşırmış.

Ada'nın Hayali Uzay Gemisi

Güneş yavaş yavaş batıp yerini mor ve turuncu renklere bırakırken, Ada yine penceresinin önündeki minderine kurulmuş, gözlerini sonsuz gökyüzüne dikmiş. Tam o sırada, mutfaktan mis gibi tarçın kokuları eşliğinde, pamuk saçlı, yanakları gülümsemekten al al olmuş, dünyalar tatlısı babaannesi gelmiş. Elinde buharda tüten bir fincan bitki çayı varmış. Ada’nın küçük omzuna şefkatle dokunmuş ve yumuşacık bir sesle sormuş: "Ne seyrediyorsun öyle dalgın dalgın, benim küçük astronotum? Yoksa uzak gezegenlerden haber mi bekliyorsun?"

Ada, babaannesinin sıcak dokunuşuyla irkilmiş, sonra heyecanla ona dönmüş: "Babaanne, ben o yıldızlara gitmek istiyorum! Onlara nasıl ulaşırım? Çok uzaklar mı? Bir uzay gemisi mi yapmalıyım?"

Babaannesi, Ada'nın yanına oturmuş, çayından bir yudum almış ve şefkatle gülümsemiş. "Ah benim canım Ada'm," demiş, "Yıldızlar çok uzak görünürler ama aslında bize çok yakınlardır. Onlara ulaşmanın bin bir türlü yolu varmış. Her insanın kalbinde kendi yıldızları, kendi uzayı varmış."

Ada, merakla babaannesinin sözlerine kulak kesilmiş, gözleri daha da büyümüş: "Gerçekten mi? Nasıl olur bu babaanne? Kalbimizdeki yıldızlara nasıl gideriz?"

Babaannesi, Ada'nın ipek gibi saçlarını okşayarak anlatmaya başlamış: "Bak yavrum, bazı insanlar uzay gemileriyle o yıldızlara doğru yola çıkarlarmış, evet. Ama bazıları da, en az o gemiler kadar güçlü bir şeye sahipmiş: Hayal gücüne! Gözlerini kapattığında, en sevdiğin masalı düşündüğünde, bir kitabın sayfalarında yeni dünyalar keşfettiğinde, işte o zaman yıldızlar senin avucunun içine düşüverirmiş. Her yeni bilgi öğrendiğinde, her yeni bir kitap okuduğunda, her yeni bir hikaye dinlediğinde, sanki bir merdivenle göğe yükselirmişsin gibi olurmuş. Her merak ettiğin şeyin peşinden gittiğinde, bir yıldız daha keşfetmiş olursun."

Babaannenin Bilge Sözleri

Ada, babaannesini dinlerken gözlerini kapatmış. Zihninde rengarenk gezegenler, pırıl pırıl kuyruklu yıldızlar, dans eden galaksiler belirmiş. Kendini birden o hayali uzay gemisinde, pencerelerinden dünyayı izlerken bulmuş. Dünya, mavi bir misket gibi dönüyor, güneş bir anne şefkatiyle ışığını saçıyor, ay dede nazikçe gülümseyerek ona yol gösteriyormuş. Ada, kalbinin içinde kocaman, sınırsız bir evren taşıdığını, hayallerinin onu istediği her yere, en uzak yıldızlara bile götürebileceğini hissetmiş. Bu his, onu tarifsiz bir huzurla sarmalamış.

O günden sonra Ada, yıldızlara gitme hayalinden hiç vazgeçmemiş. Ama artık biliyormuş ki, yıldızlara ulaşmak için illa bir uzay gemisine binip çok uzaklara gitmek gerekmezmiş. Bazen bir kitabın sıcacık sayfaları arasında, bazen bir şarkının sihirli melodisinde, bazen de sadece bir hayalin kanatlarında yıldızlara dokunulabilirmiş. Her gece yatağına yattığında, gözlerini kapatır, babaannesinin bilgece sözlerini hatırlar, kendi içindeki sınırsız uzayı keşfedermiş. Merakı, onun en büyük uzay gemisi, hayal gücü ise en güçlü yakıtı olmuş.

Yıldızlara Dokunan Hayaller

Ada, büyüdükçe daha çok okumuş, daha çok öğrenmiş, daha çok merak etmiş. Her yeni bilgiyle, kalbindeki uzay daha da genişlemiş, hayalleri daha da parlamış. Anlamış ki, en büyük keşif, insanın kendi iç dünyasında saklıymış ve bu iç dünya, en uzak galaksilerden bile daha büyük, daha gizemli ve daha güzelmiş. Ve bu tatlı masal da burada bitmiş, Ada'nın sonsuz hayalleri gibi, güzelliklerle dolu.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Komik Maymun Muzo

Komik Maymun Muzo

Komik Maymun Muzo'nun yaramazlıklarla dolu maceralarını ve paylaşmanın önemini öğrendiği sıcak bir Türk masalı. Çocuklar için eğlenceli ve ders verici.