Bir varmış bir yokmuş. Minicik pencereli, kırmızı çatılı şirin bir evde, minik Elif yaşarmış. Tombul yanaklı, ışıl ışıl kahverengi gözlü Elif'in saçları iki yandan örülü, uçlarında parıl parıl kırmızı kurdeleleri vardı. Sabahın ilk ışıkları pencerelerden pırıl pırıl içeri süzülürken, Elif yatağında hışır hışır kıpırdandı. Bugün bayram sabahıydı!
Hemen yataktan atladı, takır tukur ayak sesleriyle mutfağa koştu. Annesi, uzun boylu, güler yüzlü bir kadındı. Üzerinde çiçekli önlüğüyle mis gibi kokular yayıyordu. Babası ise iri yapılı, gür bıyıklı, sıcacık gülümsemesi olan bir adamdı. Masada taze ekmekler, zeytinler, peynirler duruyordu.
Elif, heyecanla annesine baktı. Anneciğim, anneciğim! Bayramlıklarımı giyebilir miyim? diye sordu, sesi cıvıl cıvıldı. Annesi gülümsedi. Biraz bekle tatlım. Önce güzel bir kahvaltı edelim, sonra giyersin. dedi. Elif sabırsızlandı. Kahvaltısını takır takır hızlıca yedi. Bir çırpıda tabağını bitirdi. Şimdi giyebilir miyim? diye sordu.
Annesi başını salladı. Peki bakalım, koş odana! Elif sevinçle odasına fırladı. Ama bir de ne görsün? Yeni bayramlıkları ortalıkta yoktu. Dolabın kapağını gümbür gümbür açtı, içini karıştırdı. Yok! Yatağın altına baktı, hışır hışır yorganı kaldırdı. Yok! Elif'in gözleri doldu. Hıçkırık, hıçkırık ağlamaya başladı. Bayramlığım nerede? Onu giymek istiyorum! diye bağırdı.
Annesi ve babası sesleri duyup odaya geldiler. Annesi, Ne oldu minik kuşum? diye sordu şefkatle. Elif, Bayramlığım yok! Bulamıyorum! diye cevap verdi ağlayarak. Babası gür sesiyle, Belki de o kadar acele etmeseydin, daha iyi bakabilirdin, ufaklık? dedi, gülümseyerek. Sonra annesi, Gel bakalım, bahçedeki çiçekleri sulayalım, belki sonra buluruz, dedi. Elif, burnunu çekerek annesinin peşinden gitti.
Bahçede, minik sulama kabıyla çiçekleri şırıl şırıl suladı. Toprağın mis kokusu, kuşların cıvıl cıvıl sesi Elif'in içini sakinleştirdi. İçine bir huzur doldu. O sırada babası odaya dönmüştü. Elif içeri girdiğinde, babasının elinde bir paket gördü. Cumburlop! diye sevinçle babasına sarıldı. Babası gülümsedi. Bak bakalım ne buldum! dedi. Bayramlıkları, annesinin özenle katladığı, yatağının üzerindeki sandığın içindeydi.
Elif hemen fırıl fırıl döndü ve bayramlıklarını giydi. Üzerindeki yeni elbisesi pırıl pırıl parlıyordu. Annesi, Unutma Elifciğim, dedi. Bayram, sadece yeni kıyafetler demek değildir. Bayram, sabır, sevgi ve paylaşmaktır. Elif o gün, kuzenleriyle bayramlaşmaya giderken, en sevdiği eski oyuncağını da onlara hediye olarak götürdü. Paylaşmanın verdiği mutluluk, yeni bayramlık giymekten çok daha güzeldi.
...Ve bu keyifli masal, küçük Elif'in ilk bayram sabahında öğrendiği değerli dersle sona erdi.