Bir varmış bir yokmuş.
Küçük Elif, denize yakın, şirin bir köyde yaşarmış. Elif'in saçları sapsarı, gözleri masmaviydi. Üzerinde hep kırmızı pötikareli, fırfırlı bir elbise olurdu. Ayaklarında ise lacivert, bağcıklı pabuçları vardı.
Her sabah erkenden sahile iner, pırıl pırıl denizi seyrederdi. Dalgalar kıyıya "Şıp şıp şıp!" diye vururdu.
Bir gün, denizin ortasında parıl parıl parlayan, rengarenk bir ada gördü. "Acaba orası neresi?" diye mırıldandı.
Yaşlı balıkçı Ali Amca, ağır adımlarla yanına geldi. Ali Amca'nın sakalları bembeyazdı, yüzü güneşten bronzlaşmıştı. Üzerinde yamalı, yeşil bir balıkçı yeleği vardı. Elinde tahta bir olta tutuyordu.
"Ah, o mu?" dedi Ali Amca, gülümseyerek. "Oraya Rüya Adası derler. Kalbi temiz olanlar adayı görür, kalbi kötü olanlar ise göremez."
Elif, Rüya Adası'na gitmeyi çok istedi. "Peki adaya nasıl gidilir?" diye sordu.
Ali Amca cevap verdi: "Adanın yolu çok kolay. Ama bir de Kötü Kalpli Korsan Kara Sakal var. O da adayı arıyor."
Korsan Kara Sakal, iri yarı, gürültücü bir adamdı. Kapkara sakalları vardı. Kafasında yamuk duran siyah bir korsan şapkası, tek gözünde ise siyah bir bant vardı. Kılıcı hep belindeydi. "Hırrr!" diye homurdanırdı hep. Adanın altınlarla dolu olduğunu sanıyordu ama bir türlü görememişti.
Elif, küçük, mavi renkli kayığına bindi. "Şırıl şırıl" kürek çekerek denize açıldı.
Derken, Korsan Kara Sakal'ın kocaman, siyah gemisi göründü. Gemiden "Güm güm güm!" diye top sesleri duyuldu.
Korsan Kara Sakal, dürbünüyle Elif'i gördü. "Vay be! Küçük kız! Sen adayı görüyor musun?" diye kükredi.
Elif korktu ama cesurdu. "Evet, görüyorum!" diye cevap verdi.
Korsan: "O zaman adaya beni götür! Yoksa seni... Hırrr! Korsanlara yakışan bir ceza veririm!"
Elif akıllıydı. "Ada sadece kalbi temiz olanlara görünür," dedi. "Senin kalbin temiz değil ki!"
Korsan çok kızdı. "Hıh! Ne demek kalbim temiz değil! Ben sadece altınları severim!" diye bağırdı. Elif'i yakalamak için hızla kürek çekmeye başladı. "Cumburlop, cumburlop!" diye suya vurdu kürekleri.
Elif hızlıca kürek çekti. "Şıp şıp şıp!" Rüya Adası'na yaklaştı. Ada şimdi daha da parlak görünüyordu.
Korsan da peşinden geldi. Ama ada ona görünmüyordu. Sadece etrafı saran yoğun bir sis görüyordu.
"Nereye gitti bu ada?" diye homurdandı. "Güm güm!" diye geminin direğine yumruğunu salladı.
Elif adaya ayak bastı. Toprak yumuşacıktı. Rengarenk çiçekler "Pıt pıt!" açıyordu. Kuşlar "Cik cik!" ötüyordu. Hava mis gibi kokuyordu.
Adada sihirli bir pınar vardı. "Şırıl şırıl" akıyordu.
Pınarın yanında yaşlı bir Peri duruyordu. Peri'nin kıyafetleri parlak yeşil yapraklardan yapılmıştı, saçları ise altın renkli iplikler gibiydi. Gözleri sevgiyle ışıl ışıldı.
Peri: "Hoş geldin Elif. Neden geldin?" diye sordu.
Elif: "Adanın sırrını merak ettim. Ve Korsan Kara Sakal adayı göremiyor."
Peri: "Evet, çünkü adanın hazinesi altın değil, sevgidir. Kalbi temiz olanlar adayı güzellikleriyle görür. Kalbi açgözlü olanlar ise sadece sis görür."
Korsan Kara Sakal, adanın etrafında dönüp duruyordu. "Güm güm güm!" diye homurdanıyor, gözleri adayı arıyordu.
Elif, Peri'ye dönüp: "Belki Korsan da kalbini temizlerse adayı görebilir?" diye sordu.
Peri gülümsedi. "Deneyelim," dedi.
Elif, küçük kayığıyla Korsan'ın gemisine doğru geri gitti.
"Korsan Amca!" diye seslendi. "Ada altınla dolu değil. Ama çok güzel. Eğer kalbini temizlersen sen de görebilirsin."
Korsan kaşlarını çattı. "Kalbimi nasıl temizlerim ki?"
Elif: "Kimseye kötü davranma. Kimseye bağırma. Yardımsever ol. Başkalarına gülümse."
Korsan düşündü. "Hımm... Hiç denemedim. Belki de denerim."
O günden sonra Korsan Kara Sakal değişmeye başladı. Kimseye "Hırrr!" diye bağırmadı. Balıkçılara yardım etti. Hatta bazen çocuklara şeker dağıttı. Yüzü gülmeye başladı.
Bir sabah, Korsan Kara Sakal denize baktı. "Vay canına!" diye haykırdı. Rüya Adası artık ona da görünüyordu.
Ada, Korsan'a da pırıl pırıl parlıyordu. Artık adanın gerçek güzelliğini görebiliyordu. Kuş sesleri ona "Cik cik!" diye selam veriyordu.
Korsan Kara Sakal, artık Rüya Adası'nı görebildiği için çok mutluydu.
Elif ve Korsan, adanın güzelliklerini birlikte keşfettiler. Korsan anladı ki, dünyanın en büyük hazinesi, iyi bir kalp ve dostluktu.
Hep birlikte mutlu yaşadılar.
...Bu macera dolu Rüya Adası masalı, kalbin temizliğinin ve dostluğun en büyük hazine olduğunu bizlere bir kez daha hatırlattı.