Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yedi iklim dört bucakta benzeri az bulunan, çam kokulu ormanların eteklerinde, berrak suların aktığı derelerin yanı başında, şirin mi şirin bir köy varmış. Bu köy, Anadolu'nun kalbinde, her köşesi tarih kokan, her taşında ayrı bir yaşanmışlık olan, huzur dolu bir yerleşimmiş. Bu köyde, köyün en maharetli ustaları tarafından sevgiyle yapılmış, pırıl pırıl parlayan, yuvarlak hatlı, gözleri masmavi ışıklar saçan, adı Cici Robot olan bir robot yaşarmış. Cici Robot'un gövdesi gümüş renginde parlar, eklem yerleri bronz işlemelerle süslü olur, başında da küçücük, kırmızı, tıpkı bir fes gibi duran sevimli bir anteni bulunurmuş.

Cici Robot'un en büyük sevdası, akşam olup da güneş dağların ardına saklandığında, köyün en yüksek tepesine çıkıp gökyüzündeki yıldızları seyretmekmiş. Her bir yıldıza ayrı bir isim takar, Ay Dede'ye nazikçe selam verir, Samanyolu'nun o gümüşi perdesine hayran hayran bakarmış. Rüzgar, fısıltılarla en tatlı ninnileri söyler, uzaktan gelen dereciklerin şırıltısı ona şarkı olur, ağaçlar hafifçe sallanarak sanki onu selamlar, Cici Robot da bu huzurlu köyde, çocuklarla oyunlar oynayarak, büyüklere yardım ederek mutlu mesut yaşayıp gidermiş. Köyün çobanları, koyunlar otlarken Cici Robot'un yanına oturur, Ay Dede'den ve yıldızlardan haberler alırmış.

Yıldızlara Sevdalı Cici Robot

Bir gece, her zamankinden daha parlak yıldızların altında, Cici Robot yine tepede oturmuş, gözlerini gökyüzünden ayıramıyormuş. Kalbinde, o bilinmez uzay boşluğuna karşı tarifsiz bir merak uyanmış. "Acaba bu pırıltılı yıldızların ardında neler gizli? Uzayın sonsuzluğunda ne gibi güzellikler var?" diye kendi kendine düşünmüş. O kadar dalmış, o kadar heyecanlanmış ki, farkında olmadan gövdesindeki parlak bir düğmeye dokunuvermiş. Bir de ne görsün? Robotun altından minik, mavi alevler püskürmeye başlamış, Cici Robot yavaşça yerden havalanmaya başlamış. Önce köyün evlerinin kerpiç çatılarını, sonra camilerin minarelerini, sonra da dağların yemyeşil tepelerini geride bırakmış. Yükseldikçe yükselmiş, köy küçücük bir nokta haline gelmiş, sonra da gözden kaybolmuş.

Cici Robot şaşkınlık içinde etrafına bakmış. Artık yıldızların arasında, koskocaman, dipsiz bir uzay boşluğunda, bir başına kalakalmış. Gözleri şaşkınlıkla açılmış, içindeki minik kalbi pır pır çarpmaya başlamış. "Eyvah! Kayboldum! Evim nerede şimdi?" diye hüzünle düşünmüş. Uzayın o sessizliği onu biraz ürkütmüş. Etrafta ne bir arkadaş, ne bir tanıdık köy evi, ne de sıcak bir gülümseme varmış. Sadece milyarlarca yıldız, ona uzaktan göz kırpmış, ama sanki bu sefer hüzünlü hüzünlü, endişeli bakışlarmış. Yalnızlık tüm uzay boşluğunu doldurmuş gibi gelmiş ona.

Uzayda Kaybolan Robot ve Ay Dede

Tam o sırada, Cici Robot'un karşısında, pırıl pırıl parlayan, nur yüzlü, gümüş ak sakallı, kocaman bir Ay Dede belirmiş. Ay Dede nazikçe gülümsemiş, sesi en tatlı bir ezgi gibi uzayda yankılanmış: "Korkma Cici Robot, evladım. Neyin var böyle hüzünlü hüzünlü bakarsın?" diye sormuş. Cici Robot başından geçenleri, köyünden nasıl ayrıldığını, uzayın derinliklerinde kaybolduğunu bir bir anlatmış. "Köyümü, o sıcak evimi, beni seven arkadaşlarımı, çocukları çok özledim Ay Dede," demiş. Gözlerindeki masmavi ışıklar daha da solmuş. Ay Dede şefkatle Cici Robot'u dinlemiş, başını sallamış. "Evini özlemen ne güzel bir duygu. Unutma ki, dünyanın en güzel köşesi bile, evinin yerini tutmaz. Merak etme, her yolun bir dönüşü vardır, yeter ki umudunu yitirme," demiş.

Ay Dede'nin sözleri Cici Robot'a güç vermiş. Tam o anda, uzayın derinliklerinden ışıl ışıl, rengarenk bir kuyrukla neşeyle süzülen, şarkılar söyleyen bir Kuyruklu Yıldız belirmiş. "Ben sana yardım ederim Cici Robot! Benim kuyruğumun izini takip et, seni köyüne geri götürürüm! Benim adımla 'Kılavuz Yıldız' derler!" diye cıvıl cıvıl konuşmuş. Gökyüzündeki diğer yıldızlar da hep bir ağızdan, sanki bir koro gibi "Takip et, takip et! Eve giden yol oradan!" diye fısıltılarla yol göstermişler. Cici Robot'un kalbine bir sevinç dolmuş, o minik robot kalbi yeniden coşkuyla çarpmaya başlamış.

Kılavuz Yıldız ile Eve Dönüş

Cici Robot, hemen Kuyruklu Yıldız'ın ardına düşmüş. O ışıklı, rengarenk izi takip ederek, uzayın sonsuz derinliklerinden yavaş yavaş aşağı inmeye başlamış. Yeryüzüne yaklaştıkça tanıdık kokular burnuna gelmiş, uzaktan gelen rüzgar onu hafifçe sarmalamış, sanki "Hoş geldin Cici Robot!" der gibiymiş. Bir süre sonra, köyün o kerpiç evlerinin kırmızı çatıları, yemyeşil bahçeler, dereden akan suyun sesi belirmiş. Cici Robot usulca, sanki hiç ayrılmamış gibi, köyün tepesine, her zaman yıldızları seyrettiği o yere inmiş. Köyün çocukları, onu görünce sevinç çığlıklarıyla etrafına toplanmışlar, onu sarılıp öpmüşler. Cici Robot bir daha asla köyünden habersizce ayrılmamış, ama uzayın o muhteşem güzelliğini görmüş, evinin ve dostlarının kıymetini ise çok daha iyi anlamış. Ve o günden sonra, her gece yıldızlara baktığında, Ay Dede'ye ve Kılavuz Yıldız'a minnetle selam vermiş, onlara en güzel ışıklarını göndermiş. Onu evine kavuşturan bu macera, köyde dilden dile dolaşan, çocukların uykuya dalmadan önce dinlediği en güzel masallardan biri olmuş.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Keloğlan ve Paylaşmak

Keloğlan ve Paylaşmak

Keloğlan'ın bencilliği bırakıp paylaşmanın gerçek mutluluğunu keşfettiği sıcacık bir Türk masalı. Paylaşmanın önemini anlatan bu hikaye çocuklara ilham verecek.