Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarların en güzel köşelerinden birinde, yemyeşil tepelerin eteklerine kurulmuş, şırıl şırıl akan buz gibi derelerin hayat verdiği, mis kokulu çiçeklerin dört bir yanı süslediği şirin mi şirin bir köy varmış. Bu köyün adı Güneşli Köy'müş. Güneşli Köy'de Elif adında, kalbi pınarlar kadar berrak, gözleri bahar güneşi kadar parlak bir kız yaşarmış. Elif, her sabah horozlar öttüğünde uyanır, köyün yamacındaki yaşlı ve bilge ağaçlarla dolu ormana gidermiş. Orada rüzgar ona en güzel ninnilerini fısıldamış, dereler neşeyle şarkılar söylemiş, gökyüzündeki yıldızlar gece olduğunda göz kırparak ona masallar anlatmış. Elif, doğayı çok severmiş; her çiçeğin bir sırrı, her kuşun bir şarkısı olduğunu düşünürmüş.

Bir gün Elif, ormanın derinliklerinde, kurumuş bir derenin kenarında gezinirken, rengarenk kanatları olan minicik bir kelebek görmüş. Kelebek, bir ağacın incecik dalına sıkışmış, küçücük kanatlarını çırpmaya çalışmış ama bir türlü kurtulamamış. Gözlerinde hüzünlü bir pırıltı varmış. Elif, hemen yanına çökmüş, nazik elleriyle kelebeği dalın arasından özenle çıkarmış. Avucunun içinde ısıtmış onu, incinen kanadını şefkatle okşamış. Bir süre sonra kelebek canlanmış, Elif’in minik parmağına konmuş, sanki teşekkür eder gibi hafifçe dokunmuş ve sonra pır diye havalanmış. Ama gitmemiş, Elif’in etrafında dans eder gibi dönmüş, dönmüş, sonra birden göz kamaştırıcı bir ışıkla parlamış, parlamış ve Elif’in karşısında, minicik, ışıl ışıl kanatlı, gözleri yıldız tozuyla parlayan, ipek saçlı bir peri kızı oluvermiş!

Kelebeği Kurtaran Elif

Peri kızı, Elif’e en tatlı gülümsemesiyle bakmış. 'Senin iyiliğin, kalbinin saf güzelliği beni bu zor durumdan kurtardı, sevgili Elif,' demiş melodik bir sesle. 'Ben Peri Kraliçe'nin en güvenilir habercisiyim. Kraliçemiz, senin bu değerli iyiliğini duydu ve seni sihirli sarayına davet eder. Sana özel bir hediye sunmak ister.' Elif, duyduklarına şaşırmış ama kalbi tarifsiz bir sevinçle dolmuş. Peri kızı, Elif’in elinden tutmuş. Bir anda kendilerini, daha önce rüyalarında bile görmediği, her yerin ışıkla parladığı, çiçeklerin insan gibi konuştuğu, kuşların en güzel melodileri fısıldadığı, derelerin gümüş gibi aktığı bir bahçede bulmuşlar. Bahçenin tam ortasında, elmaslarla süslü, pırıl pırıl bir tahtta, gökkuşağı renklerinde giysileriyle Peri Kraliçe oturuyormuş. Kraliçe, Elif’e sıcak, anaç bir gülümsemeyle bakmış. 'Hoş geldin güzel kalpli Elif,' demiş. 'Dile benden ne dilersen. Hangi hediyeyi istersin, çekinmeden söyle.'

Peri Kraliçesi ile Tanışma

Elif, kraliçenin bu cömert teklifi karşısında düşünmüş, taşınmış. Kendi için ne isteyebilirdi ki? Yeni bir elbise mi, yoksa güzel bir oyuncak mı? Hayır, Elif'in aklına bambaşka bir şey gelmiş. 'Peri Kraliçe'm,' demiş kısık ama kararlı bir sesle. 'Bizim köyün hemen yamacında, yıllardır kimsenin ilgilenmediği, dalları kurumuş, yaprakları solmuş, meyve vermeyi unutmuş yaşlı bir elma ağacı varmış. Çocuklar onun altında oyun oynarmış ama o ağaç artık onlara ne gölge ne de bir tek elma verirmiş. Benim dileğim, o ağacın yeniden yeşermesi, bolca meyve vermesi ve çocuklara neşeyle gölge olmasıymış.' Peri Kraliçe, Elif'in bu isteğini duyunca gözleri parlamış. 'Ne güzel bir dilek bu, Elif!' demiş. 'Kendi için değil, başkaları için dilemek, kalbinin saflığı tüm dileklerin en değerlisiymiş.' Kraliçe, sihirli değneğini usulca sallamış, bahçedeki tüm çiçekler coşkuyla açmış, kuşlar daha da neşeyle şakımış, sanki Elif'in dileğine eşlik ederlermiş.

Sihirli Elma Ağacı

Elif, peri kızının eşliğinde, aynı sihirli yolla köyüne geri dönmüş. Geri döndüğünde, sanki sihirli bir el dokunmuş gibi, yaşlı elma ağacının dalları yemyeşil olmuş, üzerinde kıpkırmızı, sulu sulu elmalar belirmiş. Ağacın altı, köyün çocuklarının neşeli kahkahalarıyla dolmuş taşmış. Köy halkı bu mucizeye çok şaşırmış, Elif'in gözleri sevinçle parlamış. O günden sonra Elif, kalbindeki iyilikle her zaman başkalarını düşünmüş, doğaya daha da özen göstermiş. Elma ağacı her yıl daha çok meyve vermiş, köyde bereket eksik olmamış. Elif, Peri Kraliçe'nin hediyesinin sadece bir ağaç olmadığını, aynı zamanda iyiliğin, paylaşmanın ve doğayı sevmenin en güzel hediyesi olduğunu ve bu hediyenin kalplerde sonsuza dek yaşayacağını anlamış. Ve bu masal da burada bitmiş, her bir kalbe iyilik tohumları ekmiş.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Gülmeyi Öğreten Palyaço

Gülmeyi Öğreten Palyaço

Neşesizköy'e gelen Şenlik palyaço, unuttukları kahkahayı onlara yeniden hatırlatır. Hayatın küçük güzelliklerinde gizli neşeyi keşfetmenin sıcacık masalı.