Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil, kocaman bir ormanda Koca Ayı adında bir ayı yaşarmış. Koca Ayı’nın tüyleri parlak kahverengi, burnu kocaman, gözleri ise hep neşeyle pırıl pırıl parlıyormuş. Pençeleri güçlü, adımları ise sanki dünyayı sallayacak kadar ağırmış. Koca Ayı’nın en sevdiği şey ne miydi? Gülmek! Her şeye güler, kahkahaları ormanda "Ho ho ho!" diye yankılanırmış.
Koca Ayı’nın en iyi arkadaşı, kırmızı yelekli, minicik bir sincap olan Fındık’tı. Fındık çok çalışkandı. Kış için sürekli fındık toplar, minik sepetine doldururdu. Koca Ayı da ona yardım etmekten hoşlanırdı. Koca Ayı güçlü pençeleriyle ağaç dallarını tutar, Fındık da "Pıt pıt!" diye fındıkları sepete atardı.
Bir gün yine fındık topluyorlardı. Koca Ayı, bir dalı tutmuş, Fındık da hızla fındıkları topluyordu. Tam o sırada, ormanın huysuz tilkisi Kurnaz Tilki ortaya çıktı. Kurnaz Tilki’nin tüyleri kirli, gözleri ise kısık kısık bakıyordu. Üzerinde yırtık pırtık, eski bir yelek vardı. Kurnaz Tilki, Fındık’ın dolu sepetini görünce gözleri parladı.
Kurnaz Tilki, sinsi sinsi yaklaştı. "Hop, hop! O fındıklar artık benim!" diye kurnazca gülümsedi.
Fındık korktu. "Hayır! Onlar benim kışlık yiyeceklerim!" diye cılız sesiyle bağırdı. Koca Ayı, Kurnaz Tilki’nin komik ve sinsi hareketlerine bakıp "Hi hi hi!" diye kıkırdadı.
Kurnaz Tilki sinirlendi. "Neye gülüyorsun, koca kafa?" diye homurdandı.
Koca Ayı, kahkahalarla karşılık verdi: "Senin o komik yürüyüşüne! Hıp hıp hıp! Sanki gizlice bir şeyler çalmaya çalışıyormuş gibi!"
Kurnaz Tilki, Koca Ayı’nın gülüşüne daha da sinirlendi. Fındık’ın sepetine uzanıp "Şıp!" diye hızla kapıverdi. Fındık çığlık attı. "Ayı Kardeş, yardım et! Fındıklarımı çaldı!"
Koca Ayı’nın gülüşü bir anda kesildi. Arkadaşının üzgün yüzünü görünce öfkelendi. Gülmek güzeldi ama arkadaşının eşyasını çalmak hiç de komik değildi. Koca Ayı, Kurnaz Tilki’nin arkasından koşmaya başladı. Kocaman ayakları yere "Güm güm güm!" diye vuruyordu.
Kurnaz Tilki korkmuştu. Fındık sepetiyle hızla kaçmaya çalışıyordu. Koca Ayı, tilkiyi yakalamak yerine ona bir oyun oynamaya karar verdi. Büyük bir ağacın arkasına saklandı. Kurnaz Tilki, sepetle koşarken tam ağacın yanından geçiyordu ki, Koca Ayı aniden "Hoooop!" diye fırladı.
Tilki korkuyla "Vay canına!" diye bağırdı. Elindeki sepeti "Cumburlop!" diye yere düşürdü. Fındıklar "Şırıl şırıl" diye etrafa dağıldı. Koca Ayı, bu sefer tilkinin şaşkınlığına ve yaptığı hataya güldü. "Ho ho ho!" diye kahkahalar attı, ama bu kahkaha bir ders niteliğindeydi.
Kurnaz Tilki, Koca Ayı’nın kocaman gölgesini ve ders veren kahkahasını görünce çok utandı. "Üzgünüm!" diye mırıldandı. "Söz veriyorum, bir daha kimsenin eşyasını çalmayacağım."
Koca Ayı, Fındık’a yardım etti. İkisi birlikte dağılan fındıkları özenle topladılar. Fındık, Koca Ayı’ya sarıldı. "Teşekkür ederim, Ayı Kardeş! Sen olmasan fındıklarım çalınacaktı!" dedi.
Koca Ayı, mutlu bir şekilde "Hi hi hi!" diye güldü. Ama artık biliyordu ki, gülmek güzeldi ama doğru zamanda gülmek daha da güzeldi. Haksızlık yapanlara karşı da gülmek, onlara bir ders vermek demekti.
Koca Ayı ve Fındık, ormanda mutlu ve huzurlu yaşadılar. Koca Ayı gülmeye devam etti, ama her zaman doğru zamanda gülerdi. Kurnaz Tilki de sözünü tuttu ve bir daha kimsenin eşyasını çalmadı.
...Bu neşeli masal da böylece sona erdi, doğru zamanda gülmenin ve iyi kalpli olmanın önemini bize öğretti.