Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarlarda, yemyeşil ovaların ortasında küçük, şirin bir köy varmış. Bu köyün toprağı bereketliymiş, suyu buz gibi akarmış. Köyde Ahmet adında, toprağını canından çok seven, çalışkan mı çalışkan bir çiftçi yaşarmış. Ahmet, her sabah güneş doğmadan tarlasına koşar, tohumlarını şefkatle toprağa bırakırmış. Rüzgar ona ninniler fısıldar, dere şarkılar söylermiş. Herkes Ahmet’in iyiliğini, çalışkanlığını pek beğenirmiş.

Gel zaman git zaman, köyün huzuru bir anda kaçmış. Dağların ardında yaşayan, kocaman mı kocaman, gürültücü mü gürültücü bir dev, tarlalara dadanmaya başlamış. Ekinleri çiğnermiş, ağaçların meyvelerini koparıp atarmış. Köylüler korkudan evlerinden dışarı adım atamaz olmuş. Geceleri rüzgar, devin hırıltısını taşırmış da, herkes korkudan tir tir titrermiş.

Çaresiz Köy ve Cesur Yürekli Ahmet

Herkes çaresiz kalmış, ne yapacaklarını bilemez olmuş. Ama Ahmet, köyünü ve emeklerini çok severmiş. Bir gece yıldızlar göz kırparken, Ahmet derin derin düşünmüş. 'Köyümüzü bu dertten kurtarmalıyım,' demiş kendi kendine. Yüreği korkuyla titrese de, cesareti ağır basmış. Ertesi sabah, yanına biraz azık, biraz da umut alıp devin yaşadığı dağlara doğru yola düşmüş. Dere ona yol göstermiş, kuşlar cıvıl cıvıl öterek Ahmet’e eşlik etmiş.

Dağların doruklarına varınca, devin kocaman mağarasını bulmuş. Dev, mağaranın önünde uzanmış, derin bir uykuya dalmış gibi duruyormuş. Ahmet'in yüreği pır pır etmiş ama geri dönmemiş. Derin bir nefes alıp, dev'e seslenmiş: 'Ey koca dev, neden köyümüzün huzurunu bozarsın? Neden tarlalarımızı harap edersin?' demiş. Dev, Ahmet'in sesiyle uyanmış, kocaman gözlerini yavaşça açmış. Ahmet'in beklediği gibi öfkeli değil, aksine biraz üzgün bakıyormuş.

Devle Karşılaşma

Dev, kalın sesiyle mırıldanmış: 'Ben yalnızım,' demiş. 'Kimse benimle konuşmaz, kimse beni sevmez. Ben de aç kalırım bazen, ne yapacağımı bilemem.' Ahmet, devin yalnızlığını anlamış, yüreği merhametle dolmuş. 'Bizimle dost olabilirsin,' demiş. 'Bizimle yemeğini paylaşabilir, bize yardım edebilirsin. Köyümüzün işlerini kolaylaştırabilirsin.' Dev'in yüzünde şaşkın bir gülümse belirmiş. Daha önce hiç kimse ona böyle güzel sözler söylememişmiş. Dev, Ahmet'e söz vermiş, bir daha tarlalara zarar vermeyecekmiş. Hatta köyün en ağır taşlarını taşıyarak yardım etmeye başlamış, koca elleriyle işleri kolaylaştırmış.

Ahmet köye döndüğünde, köylüler onu bir kahraman gibi karşılamış. Dev de sözünde durmuş, köyün iyi bir dostu olmuş. Artık tarlalar bereketli, köylüler mutluymuş. Çocuklar devin etrafında koşar, dev de onlara kocaman, nazik elleriyle yardım edermiş. Cesaretin sadece güçlü olmak değil, aynı zamanda merhametli olmak ve doğru olanı yapmak olduğunu anlamış herkes. İşte bu masal da burada bitmiş.

Köyün Yeni Dostu ve Ahmet'in Zaferi

Ahmet'in cesaretiyle, köyün üzerine güneş gibi doğan mutluluğun hikayesi de dilden dile dolaşmış, herkesin yüreğini ısıtmış. Haydi şimdi siz de gözlerinizi kapatın, Ahmet'in masal diyarında tatlı rüyalara dalın.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Peri ve Yıldız

Peri ve Yıldız

Peri Elif'in en parlak yıldızla tanışma masalı. Sevgi ve paylaşmanın gücünü keşfeden minik bir perinin sıcak ve huzurlu hikayesi. Çocuklara özel geleneksel Türk masalı.